Profil

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Ağustos 29, 2008, 06:56:30 ÖÖ

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Online Kullanıcılar

2 Ziyaretçi, 0 Üye

En Populer Üyeler

eXcaLibuN (731)
sbst_55 (113)
emirhan (52)
Recep (27)
vet.hek (23)
porteku (23)

Linkler



Web Stats


* *

Aug 14 2008     FELÇ OLAN PİTBULL CİNSİ KÖPEK, ELEKTRO AKUPUNKTURLA AYAĞA KALKTI
tarafından eXcaLibuN | 31 Görüntüleme | 0 Yorumlar | Puanlama: (0 Puanlar)
Veteriner HaberMustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Veteriner Fakültesi, ayakları felç olan pitbull cinsi bir köpeği, elektro akupunkturla ayağa kaldırdı.

Bir  aracın duvara sıkıştırması sonucu arka iki ayağı işlevini kaybeden ve


felç olan Jessica adı verilen Pitbul cinsi köpek, sahipleri tarafından bir süre önce Veteriner Fakültesi'ne getirildi.

Veteriner Fakültesi Cerrahi Ana Bilim Dalı'ndan Yrd. Doç. Dr. Ramazan Gönenci ve Asistanları Suphi Bayraktar ile Ercüment Önel, uyguladıkları tedavi ile kaza sonrasında arka ayaklarına basamayan ve sürünerek hareket edebilen Jessica'yı 2 ay içinde ayaklandırmayı başardı.

Veterinerlik Fakültesi'nde temel operasyonları yapabilecek donanıma sahip olduklarını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Gönenci, Jessica'yı 2 aydır tedavi ettiklerini, yüzde 80 oranında iyileşme sağladıkları bildirdi.

Gönenci, elektro akupunkturla tedavi ettikleri köpeğin 15 gün içinde sapasağlam bir şekilde taburcu edileceğini söyledi.

Asistan Suphi Bayrakta Jessica'nın tedavisinin şuanda sürdüğünü ve tedavide bir ilki gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Jessica'ya Elektro Akupunktur yöntemini uyguladıklarını, bunda da büyükbir başarı kaydettiklerini söyleyen Bayraktar, uygulamanın ilk olduğuna dikkat çekti.

Bu arada Kosova Kangalı cinsi bir köpeğin de tedavi ettiklerini söyleyen Bayraktar, bugüne kadar çok sayıda ciddi vakadaki değişik cinsteki hayvanı sağlıklarına kavuşturduklarını ifade etti.

tarafından eXcaLibuN | 74 Görüntüleme | 0 Yorumlar | Puanlama: (1 Puanlar)
Veteriner HaberAtatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı tarafından düzenlenen "İkinci Ulusal Veteriner Zootekni Kongresi" 2â€" 4 Temmuz 2008 tarihleri arasında Erzurum'da yapılacak.

Zootekni anabilim dallarının saygın akademisyenleri ile ülkemizin geleceği genç akademisyenlerini buluşturacak olan bu kongrenin amacı; bilimsel içeriği ile katılımcıların hayvan yetiştiriciliği ve ıslahı, hayvancılık işletme ekonomisi, biyoistatistik, genetik konularındaki son gelişmeleri gözden geçirecekleri bilimsel bir tartışma ortamı oluşturmak, sorunların çözümüne katkıda bulunmak ve araştırıcılar arasında iletişim ve bilgi akışı sağlamak olarak belirtildi.

Kongre ile ilgili bilgi almak isteyenlerin Kongre Sekreterliği Yrd. Doç.Dr. Nilüfer S. Çoban, Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı 25700 Ilıca-Erzurum adresine E-posta olarak zootekni2008@gmail.com, ocoban85@hotmail.com, sasmile@hotmail.com ekremlacin@hotmail.com adresleriyle 0 442 6314193 , Faks: 0 442 6314188 telefonlara müracaat edebileceği belirtildi. Kongre ile ilgili duyurular ve gelişmelerle ilgili http://fakulteler.atauni.edu.tr/veteriner/ adresinden bilgilere ulaşılabiliyor.

tarafından eXcaLibuN | 67 Görüntüleme | 0 Yorumlar | Puanlama: (0 Puanlar)
Veteriner HaberCHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, ölümcül KKKA virüsü yayan kenelerin Türkiye’ye karşı "biyo-terörizm ajanı" olarak kullanıldığı yönünde, söylentileri destekleyen bir açıklama yaptı. Arıtman, KKKA’nın ilk olarak 2. Dünya Savaşı sırasında Kırım’ın Nazilerce işgalinden sonra ortaya çıktığını anımsatarak, "Bu senaryoya benzer bir açıklama Türkiye için de geçerli olabilir" dedi.

DOKTOR olan CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, son günlerde Türkiye çapında bir kabus haline gelen kenelerin "biyo-terörizm" ajanı olarak kullanılmış olabileceğini söyledi. Arıtman, keneden insana geçen ölümcül KKKA virüsünün gelişim seyri ve önlemler konusunda şunları söyledi:

Nazilerce kullanıldı

"KKKA enfeksiyonunun, biyo-terörizm ajanı olarak kullanılabilme özelliği var. Yaygın coğrafi dağılımı ve yüksek ölüm oranıyla seyretmesi, KKKA ve Nairovirüsü önemli bir sorun olarak karşımıza çıkarıyor. Kene popülasyonunu artıran çevresel değişiklikler; tarım alanlarının boşaltılması, tarımsal faaliyetlerin durdurulması, doğal dokunun değişmesi ve sellerdir. İkinci Dünya Savaşı’nda Kırım’ın Naziler tarafından işgali sırasında normal tarımsal faaliyetler durdurulmuş ve tavşan avlama yasağı getirilmiştir. 1944 yılında Sovyet birlikleri dağlık Kırım steplerini ele geçirdiğinde tavşanların sayısının çok fazla olduğunu görmüş ve modern dönemde bilinen ilk salgın ortaya çıkmıştır."

"İlginç olarak bu senaryoya benzer bir açıklama Türkiye için de geçerli olabilir. 2002 salgını öncesinde terör nedeniyle bazı bölgelerde avlanma ve tarım yasağı uygulanmış ve daha sonra bu bölgelerde keneleri taşıma potansiyeli yüksek olan tavşan ve yaban domuzu popülasyonunun çoğaldığı gözlenmiştir. Ayrıca küçük omurgalılardan olan fareler yüksek oranda kene taşıma potansiyeli gösterirler. Fare mücadelesi de yapılmalıdır."

21. yüzyılın salgını

"Hastalık, ülkemizde 2002 yılından itibaren ciddi boyutta seyrediyor ve bugün dünyadaki en büyük epidemi (salgın) olarak yaşanıyor. Salgın AKP iktidarıyla başladı ve her yıl katlanarak artıyor. Çok sayıda tarımsal araştırma enstitülerinin kapatılması yanlış olmuştur. 21. yüzyılda ülkemizin tıp literatürüne dünyadaki en büyük KKKA salgını olarak geçmesi bir utanç kaynağıdır."

Hükümet TSK’ya danışsın

"Salgın ekim ayına kadar süreceği için bu süreçte her cuma hutbesinde imamlar tarafından Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan metinler okunmalı ve broşür şeklinde halka dağıtılmalı. Risk grubunda yer alan askerler içinde hastalık görülmemiştir. Hükümetin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne danışmasında yarar var." Veteriner Hekimler Odası Genel Sekreteri Hidayet Pekin de önceki gün yaptığı açıklamada, "KKKA hastalığı, biyolojik terör ajanı olarak GATA’nın verilerinde var" diyerek, kurumların eşgüdümlü çalışması gerektiğini belirtmişti."
Jun 16 2008     KENE İLE MÜCADELE
tarafından eXcaLibuN | 100 Görüntüleme | 0 Yorumlar | Puanlama: (1 Puanlar)
Veteriner HaberKENE İLE MÜCADELE

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ata Nevzat Yalçın, kenenin 12 saat içerisinde vücuttan çıkarılmasının hastalık riskini düşürdüğünü söyledi.

Ata Nevzat Yalçın, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Prazitoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Bayram Ali Yukarı ile birlikte son zamanlarda artan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında bilgilendirme toplantısı düzenledi. Antalya Tabip Odası'nda düzenlenen toplantıda kene örneklerini gösteren Prof.Dr. Bayram Ali Yukarı, keneyle mücadele konusunda bazı uyarılarda bulundu. Kene mücadelesinde erken müdahalenin önemine değinen Ali Yukarı, "Kene ısırdığında hemen çıkarılması gerekir. Kene çıkarmak çok zor değil. Keneyi, patlatmadan bir cımbız yardımıyla çıkarabiliriz. Fakat patlatılmaması çok önemli. Çünkü eğer kenede virüs varsa kişiye buluşması mümkün. Kene çıkarıldıktan sonra mutlaka bir sağlık kuruluşuna gidilmesi gerekir" dedi. Burada kritik sürenin 12 saat olduğunu anlatan Yukarı, şöyle konuştu: "Özellikle diz ve kulak arkası, koltuk altı, kasık bölgesi nemli bölgelerdir. Kene buraları çok sever. Bu nedenle bu bölgelerin kontrol edilmesi gerekir. Ben özellikle anne ve babaların bir büyüteç yardımıyla çocuklarını kontrol etmelerini öneriyorum. Kırsal kesimde bulunan vatandaşlar, tarlaya gittiğinde açık renk elbise giymeli. Ayrıca, bu vatandaşlarımız bir gün öncesinden ilaçlı elbise hazırlayarak yaylaya bu elbiselerle çıkmalılar." İLK 12 SAAT ÇOK ÖNEMLİ Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ata Nevzat Yalçın, hastalığın birkaç günlük bir kuluçka sonucunda açığa çıktığını söyledi. Bu dönemin 10-12 güne kadar uzayabildiğini belirten Yalçın, hastalığın, ateş, halsizlik, eklem ve kas ağrıları, gözlerde kızarıklık, bulantı, kusma, ishal gibi çok değişik hastalıklarda da görebileceğimiz belirtileri olduğunu anlattı.

Hastalığın genellikle bir iki haftalık seyri bulunduğunu belirten Yalçın, şöyle konuştu: "Hasta bu süre içinde daha da ağırlaşabiliyor. Olası hastalık şüphelerinde sağlık müdürlüğüyle bağlantıya geçiyoruz. Hastadan alınan kan numuneleri, Ankara'daki Hıfsızsıhha Merkezi Başkanlığında çeşitli tekniklerden geçirilerek teşhis konuyor ve bu sonuç bize bildiriliyor. Biz de sonuca göre hastaya gereken yöntemi uyguluyoruz. 


Tedavi sürecinde hastaların çok iyi izole edilmesi gerekiyor.


Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, solunum yoluyla geçmiyor fakat, hastanede çalışan birçok kişiyi tehdit ediyor.


Çünkü Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) kene ısırması dışında da bulaşabiliyor.


Özellikle hastalardan kan alınması sırasında, iğne batması sonucu hastalığın bulaşma riski var.


" Kene ısırması durumunda en kısa sürede hastaneye başvurularak kenenin vücuttan çıkarılması gerektiğini ifade eden


Yalçın, şunları söyledi: "Sorun genellikle kenenin vücuttan uzaklaştırılmasında gecikilen vakalarda görülüyor.


Özellikle ilk 12 saate kadar kene çıkarıldığı takdirde hastalık riski çok düşüyor.


Örneğin Burdur'dan bize gelen hastamız, keneyi ısırdıktan iki gün sonra fark ettiğini söylüyor.


Bu çok uzun bir dönem." Kene ısırmalarına karşı Haziran dönemlerinin çok risk taşıdığını belirten Yalçın,


Antalya gibi çok yüksek olmayan sahil kesimlerinde bu riskin çok yüksek olmadığını söyledi.

tarafından eXcaLibuN | 129 Görüntüleme | 0 Yorumlar | Puanlama: (1 Puanlar)
Veteriner Haber
Tavuk Yediği Kenenin Birkaç Katı Kene Üretiyor

İl Sağlık Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Şube Müdür Fatih Şua Tapar, tavuğun yerden kene topladığını ama aynı zamanda keneler içinde ideal bir konakçı olduğunu ileri sürerek, "Bir tavuk yediğinin bir kaç katı kene üretir" dedi.

Türkiye'de kenelerden geçen KKKA hastalığı sonucu ölüm olaylarının artması sonrasında ortaya atılan 'Kuş gribi yüzünden tavuklar itlaf edildi, keneler çoğaldı' şeklindeki iddiaların doğru olmadığını savun Tapar, keneler için tavukların birer konakçı olduğunu belirterek, tavukların yediği keneden daha çok kene ürettiğine dikkat çekti. Tavuk itilaflarının kenelerin çoğalmasında etken olduğunun doğru olmadığını iddia eden Tapar, "Bunun sebeplerinden birisi kuş gribi yeni çıktı. Ama KKKA virüsü 2002 yılı ve daha öncesine dayanıyor. İkincisi ise kenenin yaşam alanı ormanlık alan. Dolayısıyla kenenin konakçı aradığı yerde ormanlık alanlar. Yani insanların girmediği bölgeler. Tavuklar evcil hayvan olduğu için belirli bir yerle sınırlı. Oralarda kenelerin çok fazla dolaşacağı yer değil" dedi.

Tapar, asıl önemli olanın kenenin hayatını sürdürebilmesi için kan emecek bir canlı bulması olduğuna dikkat çekerek, "Yumurtadan çıkan kene yüksek bir yere (otların üzeri, yapraklara) çıkarak kan emecek canlı arar. O canlıyı bulup kanını emdikten sonra toprağa düşer ve yaklaşık 10 il 15 bin yumurta yapar. Bu yumurtalarda 7-8 binin açıldığı ve bu larvaların da yine yüksek bir yere çıkıp bir konakçı arar. Şimdi tavuk yerden kene topluyor olabilir. Ama aynı zamanda bir konakçı arayan keneler içinde ideal bir konakçıdır. Bir tavuk yediğinin bir kaç katı kene üretir. Yani kenenin yumurtadan çıktıktan sonra konakçı bulmaması gerekiyor. 3 gün içinde kan emecek bir canlı bulamazsa kene ölüyor. Kuşlar için ise tablo böyle değil. Onlar kene toplama açısından biraz daha faydalı. Çünkü sürekli yerde dolaşan bir canlı olmadığı için çok fazla konakçı rolü oynamaya bilir. O nedenle tavuk varlığının azalması ile kenelerin çoğaldığı teorisine katılmıyorum" diye konuştu.
tarafından eXcaLibuN | 85 Görüntüleme | 0 Yorumlar | Puanlama: (0 Puanlar)
Veteriner Haber
40 DAKİKA SONRA MİDEDEN CANLI ÇIKTI
 

Avustralya’da bir köpek, yuttuğu zehirli kurbağayı 40 dakika sonra canlı olarak dışarı çıkardı. Profyosyonel ragbi oyuncusu Jackson Crews (27), Bella adındaki köpeğini gezmeye çıkardı ve evden aldığı kek artıklarını yemesi için çimlerin üstüne attı. Köpek, bu arada kurbağayı da çiğnemeden yuttu. Hastanede iki iğne uygulanıp kusturulan Bella, zehirli kurbağayı 40 dakika midesinde tuttuktan sonra, tek parça halinde çıkardı. İki hayvanın da hayatta kalmasına hayret eden veterinerler, kurbağanın adını "Spew" (kusmuk) koydular.
tarafından eXcaLibuN | 105 Görüntüleme | 0 Yorumlar | Puanlama: (1 Puanlar)
Veteriner Haber
ÇİFT BAŞLI BUZAĞI KÖYLÜLERİ ŞAŞIRTTI

Uşak'ın Sivaslı ilçesinde doğan çift başlı buzağı köylüleri şaşkına çevirdi.

Sivaslı ilçesi Yayalar beldesinde hayvancılıkla uğraşan Süleyman Çiftçi'nin ineği çift başlı bir buzağı dünyaya getirdi. Buzağının çift başlı olması nedeniyle şaşkınlık yaşayan Çiftçi ailesi ve köylüler ilk defa böyle bir durumla karşılaştıklarını daha önce benzeri olayları televizyonlarda gördüklerini dile getirdi. 45 yıldır hayvancılıkla uğraşan ve daha önce yüzlerce hayvanı olduğunu ifade eden Süleyman Çiftçi, ilk kez çift başlı bir buzağıyla karşılaştıklarını söyledi. Montofon cinsi ineğinin bugüne kadar 7 kez doğum yaptığını ancak hiçbir sorunla karşılaşmadıklarını ifade eden Çiftçi, "Sabah saat 07.00 sıralarında doğum sancıları başladı. Hayvanın zorlandığını görünce hemen veteriner hekim çağırdık. Veteriner hekim bize buzağının çift başlı olduğunu ve bu nedenle doğumun zor olacağını söyledi. Ancak biz inanmadık. Yaklaşık 4 saat süren doğum sonrasında çift başlı buzağı dünyaya geldi. Olayın şaşkınlığını hala üzerimizden atamadık. Olayı duyan köylüler akın akın buzağıyı görmek için ahıra geliyor.

Buzağının yaşamasını istiyoruz. Doğduğunda durumu kötüydü ancak şu anda iyi gözüküyor. Ayağa kalkamadığı için sütü biberonla içiriyoruz" dedi.

12 yıldır veteriner hekim olarak çalıştığını söyleyen ve ilk defa böyle bir vaka ile karşılaştığını anlatan Alp Doğan, "Aile beni arayınca hayvanın zor durumda olduğunu anladım. Güç bir doğum olacağını tahmin ettik. Köylüler buzağının çift başlı olacağını söylediğimde inanmadı. Yaklaşık bir saat uğraştıktan sonra doğum gerçekleşti. Zor bir doğum oldu ve ineğin durumu kötü olduğu için insanlar gibi sezaryene başvurmadık. Buzağının ölü olduğunu düşünerek sezaryen yapmadık ama yaşıyor. Buzağının yaşayıp yaşamayacağını zaman gösterecek Annenin durumu şu anda iyi. Buzağının yaşaması mucize" diye konuştu.

Yayalar kasabasında yaşayan köylüler ilginç doğum ve çift başlı buzağı dünyaya geldiğini öğrenince Çiftçi ailesinin evine akın etmeye başladı. İlk kez böyle bir durumla karşılaşan köylüler şaşkınlıklarını gizleyemedi.

Sayfa: [1] 2 3

Son Mesajlar

İstatistikler

Üye
  • Toplam Üye Sayısı: 1079
  • En son: bulut
İstatistikler
  • Toplam Mesaj Sayısı: 1583
  • Toplam Konu Sayısı: 683
  • Bugün Online: 6
  • Tüm zamanlar online: 153
  • (Nisan 02, 2007, 02:51:56 ÖS)
Online Üyeler
  • Kullanıcılar: 0
  • Ziyaretçiler: 2
  • Toplam: 2

TinyPortal v1.0.5 beta 1© Bloc