C. coli evcil hayvanların normal barsak florasında bulunur.
C. sputorum ss. bubulus koyun ve sığırlarda genital sistem normal florasında bulunur.
C. sputorum ss. sputorum insan ve domuzlarda normal ağız ve barsak florasında bulunur.
Çeşitli Campylobacter türleri insan ve hayvanların ağız, barsak ve üreme organlarında bulunur.
C. fetus ss. venerealis sığırlarda üreme organlarında zorunlu parazitidir.
Gram negatif çomaklar
S harfi, martı kanadı ve uzun spiral şeklindedir.
Yüksek nemli ortamda üreyen termofilik kampilobakter türleri kokoid formlar oluştururlar.
Hareketlidirler.
Kampilobakterler hücrenin bir veya iki ucunda bir veya birden fazla flagella ile tirbuşon benzeri hareket eder.
Mikroaerofiliktir ve en iyi % 3-15 O2 ve % 3-5 CO2 bulunan ortamda ürer.
Bazı türler anaerob ortamda ürer.
37C’de kanlı agarda ürer fakat (C. sputorum ssp. mucosalis dışında) hemoliz oluşturmazlar.
Bazı türle mumlu jarda, bazıları % 10 CO2karbondioksit + % 90 N gaz karışımında, diğerleri de % 5 O2+ % 10CO2 ve % 85 N gaz karışımı bulunan atmosferde ürer.
Termofilik kampilobakterler olarak bilinen C jejuni, C. coli ve C. lari gibi bazı türler 42 C’de de ürer.
Çeşitli antibiyotikleri içeren selektif kanlı agar besi yerleri dışkı gibi kontamine klinik numunelerden kampilobakterlerin izolasyonunda kullanılmaktadır.
Oksidaz pozitiftirler.
Campylobacter türleri karbonhidratları kullanmazlar.
Kampilobakter türlerinin identifikasyonunda oksidaz, katalaz, indoksil asetat ve sodyum hippuratın hidrolizi, 25 ve 42 C de üreme, % 3,5 NaCl ve % 1 glisinde üreme ve nalidiksik asit ve sefalotin’e duyarlılık gibi testler kullanılır.
C. jejuni sodyum hippurat’ı hidrolize eden tek türdür.
Sığırlarda sporadik abortus’a neden olur.
Koyunlarda epizootik abortus’un etkenidir.
Sığırlarda geçici infertilite ile karakterize kampilobakteriozis’e (vibriozis) neden olur.
Kedi ve köpeklerde taşıyıcılık oranı yüksektir.
Erken dönemde gelişen bağışıklık nedeni ile klinik vakalar ender görülür.
Hasta köpeklerde ishal ve ateş görülür.
Etken dışkı ile yayılır.
İnfeksiyon muhtemelen taşıyıcı insan ve hayvan dışkıları ile kontamine su ve gıda ile bulaşır.
Etken tavukların barsak ve safra kesesinde büyük oranda bulunur.
Civcivlerde hafif seyirli ishal, erişkinlerde ise yumurta veriminin pike ulaştığı dönemde “vibrionik hepatitis”e neden olur.
Besi kuzularında “besi ishali” olarak bilinen dizanteri benzeri enteritise ve buna bağlı ölümlere (mortalite %15) neden olur.
İnsanlarda en sık rastlanan bakteriyel gastro-enteritis etkenidir.
Çocuklarda ve yaz aylarında sık görülür.
Karın ağrısı, kusma, ishal ve ateş görülür.
C. jejuni sitotoksin ve ısıya duyarlı enterotoksin olmak üzere iki farklı ekzotoksin sentezler.
Fimbria bulunmaz fakat başka adhezinler sentezler.
Evcil hayvanlarda abortus
C. jejuni gebe koyunlarda epizootik abortus olgularından izole edilebilir.
Sığırlarda ise sporadik abortusa neden olabilir.
Domuzlarda proliferatif enteritis
C. mucosalis domuzlarda barsak adenomatozisi, nekrotik enteritis, regional ileitis ve proliferatif enteritis olgularından izole edilmektedir.
Fakat gnotobiyotik hayvanlarda etkenin saf kültürleri ile yapılan denemelerde infeksiyon oluşturulamamıştır.
Domuzlardaki barsak adenomatozisi, intrasellüler olarak kampilobakterler ile infekte olgunlaşmamış epitel hücrelerin barsak lümenine atılamadığı ve adenomatöz değişiklikler ile karakterize glanduler proliferasyonu ile sonuçlanan bir olgudur.
Patolojik değişiklikler ince barsakların alt ve kalın barsakların üst kısmında oluşur.
Hastalık, endemik olduğu bölgelerde daha çok 6-20 haftalık domuzlarda görülür
Domuzların çoğu hastalığın başlangıcından 4-6 hafta sonra iyileşir.
Etiyoloji
Etken C. fetus ss fetus’tur.
Mikroaerofilik gram-negatif çomaktır.
Sindirim yolu
Enfeksiyonu geçiren koyunların barsaklarında ve safra kesesinde bulunabilir.
Yem ve suların dışkı ile kontaminasyonuyla yayılır.
Bulaşmanın bu şekli, enfeksiyonun sürü içinde endemik olarak kalmasında önemli rol oynar.
Sığırlar C. fetus ss fetus’u bağırsaklarında taşır ve infeksiyonun sürüye girmesini sağlayabilir.
Epidemik yavru atma olgularında başlıca bulaşma şekli atık fetus ve plasentadaki mikroorganizmanın büyük miktarlarda sindirim yolu alınmasıdır.
Gebeliğin son üçte birinde (3.-4. ay) yavru atma veya ölü ve zayıf kuzu doğumu ile karakterizedir.
Sürünün bağışıklığına bağlı olarak yavru atma oranı % 10 veya % 80 arasında değişiklik gösterir.
Yavru atan koyunlarda plasenta çoğu zaman atılır.
Enfeksiyonu geçiren koyunlar ender olarak gelişen metritis’e bağlı toksemi sonucu ölebilir.
Çoğu zaman koyunlarda hafif bir endometritis gelişir.
İnfeksiyona bağlı infertilite ender görülür.
C. fetus ss fetus koyunlarda en sık abortusa neden olan etkendir.
Gebe olmayan koyunlarda klinik semptom görülmez.
Kontamine materyalin sindirim yolu ile alınmasından 1-2 hafta içinde aralıklı bir bakteriyemi dönemi görülür.
Gebeliğin 3.-4. ayında olan koyunlarda plasenta ve bazen de fetus enfekte olur.
Fötal ve maternal plasentada nekrozlar oluşur.
Enfeksiyona maruz kalan fötusların çoğu atılır.
Bazıları ölü doğar, diğerleri ise canlı olarak doğar fakat doğumdan kısa süre sonra ölür.
Gebe olmayan koyunlarda ve gebeliğin üçüncü ayından önce bakteri uterusa yerleşmez
Enfeksiyon sonrasında gelişen humoral immun yanıt 2-3 yıl sürer.
Oluşan antikorlar koruyucu bağışıklık sağlar.
Yavru atan koyunlar bir sonraki gebeliklerinde normal doğum yaparlar.
Fetus
Atık fetusda karaciğer üzerinde hafif renkli, 1- 2 cm çapında karakteristik nekroz odakları görülür.
Plasentadaki lezyonlar kotiledon arası bölgeden çok plasentom üzerindedir.
Kotiledonlar ödematöz ve üzeri sarı-kahverengi bir eksudatla kaplıdır.
Sürü hikayesi ve klinik bulgular
Patoloji
Kültür
Atık fetus’un mide içeriği ve karaciğerinden C. fetus ss fetus izole edilebilir.
Etken biyokimyasal testlerle identifiye edilir.
Sağaltım
Abortus olgularının başında infeksiyon teşhis edilirse gebe koyunların tümüne antibiyotik uygulanması ile abortus olguları büyük ölçüde önlenir.
Ancak sürüde yoğun şekilde abortus olguları görüldüğünde çoğu zaman plasentitis oluştuğundan abortus olgularının önlenmesinde antibiyotik uygulamaları etkisiz kalır.
C. fetus ss fetus’un neden olduğu infeksiyonlarda eritromisin, gentamisin ve tetrasiklinler etkilidir.
Aşılama
C. fetus ss fetus suşlarından hazırlanan inaktif bakterin aşılar iyi bir koruyucu humoral bağışıklık sağlar.
Aşılar koç katımından bir ay önce uygulanır.
Bağışıklık süresi 1-2 yıldır.
Enfeksiyonu geçiren koyunlarda 2-3 yıl süren koruyucu bağışıklık geliştiğinden bir sonraki kuzulama döneminde aşı uygulanmaz.
Etiyoloji
Etken C. fetus ssp. veneralis’tir.
Mikroaerofilik gram-negatif çomaktır.
Obligat parazit
Sığırların genital sisteminde doğal olarak bulunur.
İnfeksiyon düve ve ineklerde uterus, ovidukt, serviks ve vagina gibi mukozal yüzeylerde gelişir.
Organizma boğalarda prepusyumdaki boşluklarda, özellikle penis, prepusyum ve üretranın distal bölümündeki mukozada yerleşir.
Çiftleşme
Doğal koşullar altında çiftleşme sırasında bulaşır.
Düve ve ineklere enfekte spermalaryla suni tohumlama yoluyla da bulaşabilir.
Mekanik
Boğalar kontamine altlıklarla temasla infekte olabilir.
Erken embriyonik ölümler ve döl tutmama sonucu gelişen geçici infertilite en belirgin klinik bulgudur.
Yavru atma olguları gebeliğin 4.–8. ayı arasında görülür.
Yavru atan ineklerde plasenta nadiren uterusta kalır.
Enfekte inekler genellikle ilk infeksiyondan sonra 2 - 8 ay içinde gebe kalır ve sağlıklı buzağı doğurabilir.
Fakat taşıyıcı olarak kalabilir.
Boğaların kampilobakteriozis’e duyarlılığı değişkendir.
Altı yaşından daha küçük olan boğaların çoğunda enfeksiyon zor gelişir.
Enfeksiyona maruz kaldıktan sonra sadece birkaç hafta sürer.
Genç boğalar etkenin inekler arasında mekanik olarak yayılmasında rol oynarlar.
Altı yaşından daha büyük boğalar enfeksiyona daha kolay yakalanır ve daha uzun süre taşıyıcı olurlar.
Daha duyarlı olmalarının nedeni artan yaşla birlikte prepusyumdaki kriptlerin derinleşmesi ile ilişkilidir.
Boğalardaki enfeksiyon sperma kalitesini ve fertilizasyonu etkilemez.
Kampilobakteriozis duyarlı bir sürüye enfeksiyona yakalanmış tek bir inek veya boğa ile girer.
Sürü hikayesi enfeksiyonun seyrine ve hastalığın ilk gözlendiği mevsime bağlıdır.
Bağışık olmayan duyarlı hayvanlarda gebe kalmadan önce 2–4 ay süreyle akut bir infertilite gözlenir.
Buzağılama oranı %25–50’lere düşer.
Akut infekte sürülerdeki boğalarda, ineklerde düşük gebe kalma oranı nedeniyle lipido azalır.
Belli düzeyde oluşan bağışıklığa sahip, enfeksiyonun kronik seyrettiği sürülerde ise belirsiz bir infertilite gözlenir ve yavru atma olgularına da ender rastlanır.
Kronik infeksiyonlarda etçi sürülerde her yaşta boğa ve inek bulunduğundan dişilerdeki bağışıklık düzeyi ile taşıyıcı boğa sayısı değişiklik gösterir.
Yaşlı ineklerde gebe kalma oranı normale döner ve sadece sürüye yeni giren ve ilk defa doğum yapacak inekler ile duyarlı dişilerde akut infertilite görülür.
Kampilobakteriozis ineklerde sınırlı kalır fakat infeksiyonu geçiren ve iyileşen inekler infekte boğalar ile tekrar çiftleştiklerinde enfeksiyon tekrarlar.
Taşıyıcı ineklerin insidansı düşük olsa da, bu durum daha büyük etçi sürülerde enfeksiyonun devam etmesi için yeterlidir.
Duyarlı inekler enfekte bir boğa ile çiftleştiğinde etken dişi genital sistemine girer.
Bakteri serviko-vaginal (SV) bölgeye yerleşir fakat enfeksiyondan sonra 3 gün içinde uterustan atılır.
Östrus döneminde uterusta çok sayıda nötrofil bulunur ve etkenin kolonize olmasını önler.
Yaklaşık 7 gün sonra mikroorganizma tekrar SV bölgeden uterusa geçmeye başlar ve 12 - 14 gün sonra uterusun kornularında kolonize olur.
Kolonizasyon, nötrofillerin bakterisid etkilerinin azaldığı östrus siklusunun progesteron fazında olur.
Birkaç bakteri endometriuma girer fakat infeksiyon çoğu zaman serumda antikor titresinin artmasına neden olmaz.
Enfeksiyonun akut seyrettiği ineklerde, enfeksiyondan 1-2 hafta sonra fokal ve diffuz monoküklear hücre infiltrasyonu ve nekroz ile karakterize belirgin bir endometritis oluşur.
Enfeksiyondan sonra 6–12 hafta içinde koruyucu bağışıklık gelişir.
C. fetus ss venerealis ‘in prepusyal boşluklardaki epitel yüzeyde oluşturduğu enfeksiyon herhangi bir patolojik değişikliğe neden olmaz.
Genç boğalar çoğu zaman enfeksiyon elimine edildikten sonra birkaç ay içinde enfeksiyona tekrar duyarlı hale gelir fakat daha yaşlı boğalar taşıyıcı olarak kalırlar.
Boğalarda yaş’a bağlı duyarlılık ve infeksiyonun devamlılığı, dişilerde olduğu gibi immunolojik olmaktan çok anatomik yapı ile ilgilidir.
Atık fetus
Atık fetuslar çoğu zaman otolize olur.
Abortustan birkaç gün önce fetal ölüm gerçekleşir.
Fetal ve plasental lezyonlar spesifik değildir.
İnekler
Yavru atan ineklerde hafif bir endometritis görülür.
Boğalar
o Herhangi bir patolojik değişiklik oluşmaz.
Kültür (etken izolasyon ve identifikasyonu),
İmmunofluoresans (İF)
Servikal mukus aglütinasyon testleri (SMA)
Serum aglütinasyon (SA) titresinin belirlenmesi
Bu testlerin sonuçları değerlendirilirken östrus siklusunun dönemi ve seyri dikkate alınmalıdır.
Kültür (etken izolasyon ve identifikasyonu)
C. fetus ss venerealis’in SV mukustan izolasyonu ve identifikasyonuna dayalı yöntemdir.
Duyarlı ineklerin çiftleşmesinden sonra ilk iki ay içinde bakteri izole edilebilmektedir.
Pozitif kültür sayısı daha sonra düşmekte 6. ayda % 20’ye ulaşmaktadır.
Gebe hayvanlardan da etken izolasyon oranı önemli ölçüde düşmektedir.
Gebeliğin geç dönemlerinde ise atık fetus’un mide içeriği, akciğer ve karaciğerinden etken izole edilebilmektedir.
İmmunofluoresans test
İF testi bakteriyolojik kültürle paralel sonuç verir.
Fakat İF konjugatları kros reaksiyon veren C. fetus ss fetus ile C. fetus ss venerealis’i birbirinden ayıramamaktadır.
Servikal Mukus Aglütinasyon Test (SMA)
SMA testinde sık sık yanlış pozitif ve yanlış negatif reaksiyonlar tespit edildiğin güvenilir değildir.
Pozitif titre 4 ay–1 yıl süreyle devam etmektedir.
Östrus döneminde fazla miktarda SV mukus sekresyonu aglütininleri sulandırdığından bu dönemde yapılan test yanlış negatif sonuç verebilir.
Serum aglütinasyon Aglütinasyon Test (SAT)
o C. fetus ss venerealis’e karşı oluşan aglutininlerin titresi enfeksiyon seyri sırasında önemli ölçüde yükselmez.
o İnfeksiyon dişilerle sınırlı olduğundan tespit edilebilir antikorlar geçicidir.
o Sığır kan serumlarında C. fetus ss venerealis O antijenine karşı antikorlar bulunduğundan yanlış pozitif reaksiyonlar görülebilir.
o Bu antikorlar C. fetus ss fetus’a veya antijenik olarak kros reaksiyon veren diğer mikroorganizmalara karşı da oluşmuş olabilir.
Prepusyum ve sperma örneklerinin bakteriyolojik olarak incelenmesi ve prepusyumdan alınan kazıntı örneklerinin İF testi ile incelenmesi taşıyıcı boğaların belirlenmesinde kullanılan etkili yöntemlerdir.
Kültür
Prepusyumdan alınan örnekler çoğu zaman patojen olmayan mikroorganizmalar ile kontaminedir
İnfekte boğaların kültürleri çoğu zaman negatiftir.
İmmunofluoresans
İF testinin en önemli avantajı, kontamine ve canlı mikroorganizmanın bulunmadığı örneklerde etkenin tespit edilebilmesidir.
Çiftleşmemiş düvelerin kullanımı
Şüpheli boğaların tespitinde daha önce çiftleşmemiş düvelerin kullanılması pahalı ve zaman alıcı bir yöntemdir.
Ticari olarak hazırlanmış ölü bakterin aşılar hem proflaktik hem de terapötik olarak etkilidir.
Aşılar homolog ve heterolog C. fetus ss venerealis suşlarına karşı yüksek serum antikor titresi sağlar.
Proflaktik olarak şüpheli düve ve inekler aşımdan 1-4 ay önce aşılanmalı ve aşımdan yaklaşık 10 gün önce de booster uygulanmalıdır.
Aşılamanın her yıl tekrarlanması önerilmektedir.
Vajinada bağışıklık kandaki antikor titresinin yüksekliğine bağlıdır.
İnfekte dişilerde infeksiyonun sona ermesi, antikor konsantrasyonu, bu antikorların genital sekresyonda görülmesi ve antijenik varyasyonların olasılığı arasında rol oynayan olayların sonucuna bağlıdır.
Kandan transudasyon yolu ile gelen antikorların miktarı SV bölgesine göre uterusta daha fazladır.
Bu da kısmen de olsa döl oranındaki değişikliği ve SV infeksiyonun sürekliliğini açıklamaktadır.
Arcobacter türleri aerobik koşullarda ve 15C’de ürerler.
Bu özellikleri ile Campylobacter türlerinden ayrılırlar.
Helicobacter türleri insan ve çeşitli hayvan türlerinin sindirim sisteminde bulunur.
Özellikle midede yangısal olaylara neden olurlar.
Toprak ve su gibi doğal kaynaklarda bulunmazlar.
Bulaşma oral yolla olur.
Helikal yapılı hareketli mikroorganizmalardır.
Kılıflı flagellaya sahiptir (H. pullorum hariç).
Kanlı agarda mikroaerofilik ortamda 37C de 5-12 günde ürerler.
H. heilmannii invitro ortamlarda üretilememiştir.
Çok kuvvetli üreaz aktiviteleri vardır.
Midedeki üreyi parçalayarak amonyak oluşturur.
Asidik mide pH’sını nötr hale getirerek yaşama imkanı bulurlar.
Klaritromisin, amoksisilin, omaperazol veya metranidazol sağaltımda kullanılır.
TEŞEKKÜRLER