Şap hastalığı sığır, manda, koyun, keçi ve domuzların oldugu gibi vahşi hayvanlarında oldukça enfeksiyöz bir hastalığıdır. İnsanlar nadiren enfekte olurlar. Hastalık ayakta ve ağız çevresinde vesiküller, genç hayvanlarda kalp yetmezliği nedeniyle ani ölümler ile karekterizedir
Dünyada çok ciddi bir hastalık olarak önemini sürdüren şap hastalığı, viruslar tarafından meydana getirilen, oldukça bulaşıcı ve hızla yayılan bir hastalıktır. Hastalık hem ekonomik boyutuyla, hem de hayvan sağlığını global olarak etkilemesi nedeniyle çok sayıda ülkenin gündemini oluşturmaktadır.
Bu hastalık sığır, manda, koyun, keçi, ve domuzlar yanında yabani çift tırnaklı hayvanlarda da görülür.
Şap virusunun O, A, C, SAT 1, SAT 2, SAT 3 ve Asia 1 olmak üzere 7 adet farklı serotipi bulunmakta olup, her bir serotipin diğerine karşı koruma sağlaması mümkün değildir.
Çeşitli şartlarda şap virusunun yaşama süreleri aşağıda belirtilmiştir.
Yapağı’da
14 gün
Sığır derisi ve kıllar’ında
4-6 hafta
Sinekler’de
10 hafta
Hastalık bulaşmış ayakkabılar’da
11-14 hafta
Saman-ot v.s.’de
15 hafta
Kuru hayvan gübresi’nde
14 gün
Sıvı hayvan dışkısı’nda (Kışın)
6 ay
Toprak yüzeyi’nde (Sonbahar)
28 gün
Toprak yüzeyi’nde (Yaz)
3 gün
İdrar’da
39 gün
Şap hastalığı ile mücadelede etkin olan kurallar Uluslararası Salgın Hastalıklar Ofisinin (OIE) adı altında “Hayvan Sağlığı Kodu”nda belirtilmiştir. Bu kurallar dahilinde ülkenin bir bölgesi, ülke geneli veya birkaç bölge birlikte değerlendirilebilir. Hastalık mücadelesinde uygulanan stratejiye göre bölgeler ;
1. Aşılamanın olmadığı hastalıktan ari bölge,
2. Gözetim altındaki bölge,
3. Aşılama ile hastalıktan arındırılmış bölge,
4. Tampon bölge,
5. Enfekte bölge şeklinde tanımlanmaktadır.
Bir ülke veya bir bölgenin gerek şap hastalığı ve gerekse diğer salgın hastalıklarla mücadelede, hastalıktan ari olduğunun deklare edilebilmesi için aşağıda belirtilen işlemin takip edilmesi gerekir.
1.Hastalıktan Geçici Arilik,
2.Hastalıktan Arilik,
3.Enfeksiyondan Arilik.
Ölüm oranı (mortalite) %2-5 arası değişir ve ölüm genellikle genç hayvanlarda görülür. Bazı salgınlarda bu oran %50’ye kadar çıkabilir.
Mortalite düşüklüğüne rağmen hassas hayvanlarda ölüm oranı %100’e yaklaşır. Süt, et ve iş verimini düşürerek büyük ekonomik kayıplara sebep olur. Hastalık, çok hızlı ve akla gelebilecek her vasıta ile yayılır.
Şap Hastalığı : Tarihçe
1921 yılında Hurliman’ın çalışmaları evcil hayvanların çift tırnaklı hayvanların yüzyıllardır şap hastalığından etkilendiğini kanıtlamıştır. Filtreleri geçebilen ilk ajan olarak tanımlanan şap virusunu 1897 yılında Loefler ve Frosh tanımlamışlardır. Şap hastalığını ise; 1546 yılında ilk tanımlayan Hieranymus Fracastorius’dur. İngiltere'de hastalık ilk olarak Temmuz 1839 da görülmüştür. 1869-1871 arasında 92 162 mihrakta 1 344 525 hayvanın hastalığa yakalandığı kaydedilmiştir. Bunun sonucunda hastalık ihbarı mecburi olarak kabul edilmiştir.Hastalığın yurdumuzdaki seyir ve sonuçlarına ait ilk istatiki bilgiler ‘Osmanlı İstatistik İdarei Umumiyesi’ tarafından 1914 yılında yayınlanmıştır.
1922 de hastalığın birden fazla antijenik tipi olduğu Vallee ve Carre tarafından Fransa'da bulunmuştur. Virusun iki tipi O (Oise) ve A (Allemagne) olarak adlandırılmıştır. 1926 yılında Almanya'da üçüncü bir tip C bulunmuştur. Virusun diğer üç antijenik tipi Pirbright Enstitüsünde tespit edilmiştir. Bu üç tip Afrika'nın güney kısmında bulunduğundan SAT (South African Territories) 1, 2, 3 olarak adlandırılmıştır. Yedinci antijenik farklılık 1954 yılında ilk olarak Pakistan'da daha sonra diğer Asya ülkelerinde bulunmuş ve Asia-1 olarak isimlendirilmiştir. Bu tiplerin alt tipleri de bulunmaktadır.
Dünyada Şap Hastalığı
Şap hastalığı dünyanın bir çok bölgesinde endemiktir ve canlı hayvan ve hayvan ürünlerinin uluslararası ticaretinde her zaman en önemli sınırlama olmuştur. Dünya Ticaret Örgütünün bir çok sınırlamayı kaldırması ile şap hastalığı daha da büyük bir önem kazanmıştır. Hastalığın yayılmasını önlemeye yönelik düzenlemelerin arttırılması uyumu zorlaştırarak ve yasal olmayan ticareti arttırarak ters bir etki yaratmıştır. Bu da şap hastalığının yayılmasını artırıcı etki yapmıştır.
Kuzey Amerika ve Avustralya
A.B.D. ‘de 1870-1929 yılları arasında 9 şap salgını çıkmıştır.1924 yılındaki Kaliforniya ve Teksas salgınlarında toplam 1048 sürüdeki 108.509 evcil hayvan ile 22.000 geyik itlaf edilmiştir. 1929’dan beri A.B.D’de hastalık görülmemektedir.
Meksika 1953, Kanada 1952 yılından bu yana şap hastalığından aridir.
Avustaralya’da 1870’ten beri hastalık görülmemiştir.
Güney ve Orta Amerika
Geçen 10 yıl içinde, Arjantin, Paraguay, Uruguay ve Brezilya’nın güney eyaletlerinde şap hastalığı kontrol programlarının etkinliğinde önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Uruguay’da 1990 salgınından sonra uzun bir süre hastalık görülmedi ve 1992 yılında bu ülkeye OIE tarafından 1992’de “aşılama yapılan hastalıktan ari ülke” statüsü verildi. 1994’de koruyucu aşılamayı durdurdu 1995’te şap hastalığında “aşılama yapılmayan hastalıktan ari ülke” olarak ilan edildi ve Ekim 2000 tarihine kadar hastalık görülmedi. En son Kasım 2001 tarihinde Uruguay’da hastalık rapor edilmiştir.
Arjantin ve Paraguay 1997’de aşılama ile hastalıktan ari olarak ilan edildiler. Ancak 2000 yılında Arjantin’de hastalık tekrar görülmüştür.
2000 yılı yazında Paraguay’daki salgını Uruguay, Brezilya ve Kolombiya salgınları takip etti. Arjantin resmi makamları salgından Paraguay’daki salgını sorumlu tutarken Arjantin gazeteleri tarafından 20.000 baş hayvanın Paraguay’dan illegal olarak getirildiğini iddia edilmiştir
Brezilya’nın iki güney eyaleti Rio Grande do Sul, (Uruguay’la sınır) ve Santa Catarina Ocak 1994 ve Aralık 1993’ de şap hastalığından ari olarak rapor edilmiş ve bu iki eyalet 1998’de aşılama ile ari olarak ilan edilmiştir. Mart 1998’de, Paraguay sınırına yakın bir yerde, tip O salgını rapor edildi. Ağustos 2000’de Rio Grande do Sul eyaletinde hastalık tekrar görülmüştür.
1997’de Bolivya, Kolombiya ve Ekvador’da A ve O tipi şap salgınları rapor edildi.
Mihrak sayıları önceki yıllarla karşılaştırıldığında Güney Amerika ülkelerinde şap hastalığında durumun iyiye gittiği gözlenmektedir.
Güney Amerika’daki salgınlardan A ve O tipi viruslar izole edilmiştir.
Şili ve Guyana halen aşılama uygulanmayan hastalıktan ari ülke statüsüne sahiptir.
Afrika
Afrika’daki Şap salgınlarında SAT1, SAT2, SAT3, A ve O tipi viruslar izole edilmiştir.
Zimbabwe, Namibya, Botswana ve Güney Afrika Cumhuriyeti hariç geri kalan Afrika ülkelerinin çoğunda şap hastalığı endemik olarak ele alınmalıdır.
Şap Hastalığının Afrika’da yayılmasında Afrika bufaloları ve impalalar gibi yabani çift tırnaklı hayvanlar önemli rol oynamaktadır.
Serotip SAT 2, bufalo bulunan büyük bir çiftliğe komşu halka ait bir alanda aşılanmamış sığırlarda çıkmıştır. Nükleotid dizi analizi, salgına yol açan suş ve bufalolardan elde edilen probang izolatının çok yakın bir şekilde ilgili olduğunu göstermiştir. Çiftliğin ve halka açık alanın iki çitle ayrılmış olması nedeniyle impalaların çitleri atlayarak infeksiyonu bufalo ve sığırlar arasında taşımış olabilecekleri düşünülmektedir. SAT2 ve antijenik olarak yeni bir tip A suşu Eritre’den gönderilen örneklerden izole edilmiştir.
Cezayir, Tunus ve Libya’daki durum çok net olmamakla birlikte Mısır’da serotip O salgınları çıkmaya devam etmektedir. Dünya Referans Laboratuvarına (WRL) Fil-dişi sahili, Mali, Moritanya, Ruanda, Senegal ve Libya’dan örnekler gönderilmektedir, fakat bu Afrika kıtasındaki gerçek durumu yansıtmamaktadır. Serotip A Mali, Moritanya, Gambiya ve Senegal’dan gönderilen örneklerden izole edilmektedir. Bu durum bu bölgede yoğun bir salgın olduğunu düşündürmektedir.
2000 yılı yaz aylarında Güney Afrika’da, şap hastalığı nedeniyle et ticaretinin engellenmesinden dolayı et ihracatı ile uğraşanların uğradığı zarar 257.7 milyon dolar olarak tahmin edilmiştir.
Orta ve Doğu Asya
Çin’in bazı bölgeleri, Bangladeş, Myanmar, Tayland, Laos ve Kamboçya’da, şap hastalığı baskın bir şekilde serotip O, A ve Asya 1 bağlı olduğu bildirilmiştir..
Pakistan, Afganistan, Sri Lanka ve Vietnam’dan gönderilen örneklerden Serotip O , Nepal örneklerinden ise serotip Asia 1 ve O izole edilmiştir.
Serotip O Kırgızistan ve Türkmenistan’da da rapor edilmiştir.
Serotip O, A ve Asia 1, yeniden şap hastalığı ari statüsü kazanma çabalarında olan, Malezya yarımadasından izole edildi. Filipinler’deki domuz salgınlarının serotip O’ ya bağlı olduğu bildirilmiştir.
Mart 1997’de, şap hastalığı Tayvan’da 1929’dan beri ilk kez teşhis edildi. Bu hastalığın serotip O ya bağlı olduğu ve genetik olarak Hong Kong ve Filipinler’de görülen suşlara benzediği tespit edilmiştir. Virusun muhtemelen yasal olmayan yollarla ithal edilen et ürünleri ile Çin’den bulaştığı söylendi. Virus hızla adaya yayılmış ve kontrol programı çerçevesinde 4 milyon domuz imha edilmiştir.
1934 yılından beri hastalıktan ari olan Güney Kore’de Mart-2000 ‘de hastalık tespit edilmiş ve Japonya gibi ticaret ortaklarının Kore’ye kapılarını kapatmasıyla Kore, 2000 yılında yaklaşık 400 milyon dolarlık bir kayba uğramıştır.
Batı Asya
Türkiye, İran, İsrail, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve S. Arabistan’dan Dünya Referans Laboratuvarı na gönderilen numunelerde A,O ve Asya tipi şap virusları tespit edilmiştir. Antijenik olarak serotip O izolatları önceki yıllarda izole edilenlerle benzer olarak bulunmakla birlikte İran’dan elde edilen serotip A izolatları, Dünya Referans Laboratuvarı (WRL) veri tabanına göre diğer izolatlardan antijenik ve genetik olarak farklı olduğu tespit edilmiştir.
Trakya’da, A İran 96 suşunu içeren Avrupa’da üretilmiş aşıların uygulanması konusunda görüş birliğine varılmıştır.
Trakya’da en son Temmuz 2001 tarihinde hastalık bildirilmiştir.
Avrupa
Avrupa genelde şap hastalığından aridir. Ancak zaman zaman hastalık görülmekte olup bunlar uygulanan kesim politikası ile yok edilmektedir. Son yıllarda İtalya'da 1993, Yunanistan'da 1994, 1996 ve 2000 Bulgaristan'da 1991, 1993 ve 1996 da şap hastalığı çıkmış ve eradike edilmistir. Bu ülkelerin yanısıra Arnavutluk, Makedonya ve Yugoslavya'da da hastalık görülmüş ve eradike edilmiştir. 2001 yılında İngiltere, Fransa, Hollanda ve İrlanda’da O tipi şap hastalığı bildirilmiştir.
Avrupa Birliği 1997 süresince şap hastalığından ari idi. Bununla beraber düzenli aşılamalar Yunanistan ve Bulgaristan sınırındaki Türkiye’nin Trakya bölgesinde yeniden uygulamaya alınmıştır. Hem Bulgaristan hemde Yunanistan 1996 daki tip O salgınından sonra ari olarak deklare edilmiştir. 1997 deki serotip A salgınlarından sonra Yugoslavya, Arnavutluk ve Makedonya’da ne yeni salgınlar ne de persistant vakalarda gözlenmemiştir.
Gürcistan’da 1997 yılında yoğun bir şekilde tip O salgınları gözlenmiştir. Virus, Ermenistan’da salgına neden olan suş ile genetik olarak oldukça benzer bulunmuştur.
Şap Hastalığı : Türkiye'de Durum
Şap hastalığı Türkiye'de uzun zamandan beri Dabak veya Şap olarak bilinmektedir. İlk istatistiki bilgiler 1914 yılında yayınlanan Tarım İstatistiklerinde vardır. Osmanlı döneminde özellikle Trakya bölgesinde olmak üzere birçok salgın görülmüştür.Bu bilgilere göre 1914 yılında Osmanlı ülkelerinde 9455 şap vakası tespit edilmiş ve hastalığa yakalanan hayvanlardan 4327’si ölmüştür.
Şap hastalığına karşı ilk aşılama 1942 yılında yapılmıştır. R.I. Enginer tarafından üretilen aşı Karacabey ve M. Kemalpaşa'da uygulanmıştır.
SAT-1 1962 de Afrika dışında ilk olarak Bahreyn'de görülmüştür. Kısa sürede Mezopotamya bölgesine yayılmış ve Orta-Doğu ve Anadolu'yu içine almıştır. Avrupa Şap Komisyonu 20-21 Temmuz 1962 de Roma'da çok acil olarak toplanmış FAO kaynaklarından Türkiye'ye tip spesifik aşının temini kararlaştırılmıştır. Aşılamaya 1962 yılında başlanmıştır. FAO ile işbirliği ile Trakya tampon bölge ilan edilmiştir. Yetersiz aşı nedeniyle önce sadece Edirne, daha sonra Kırklareli ve Tekirdağ illeri ve Eceabat, Gelibolu ilçeleri de tampon bölgeye dahil edilmiştir.
SAT-1 3 Ekim 1963 ten sonra Trakya'da görülmemiştir. 21 Haziran 1965' ten sonrada Anadolu'da bu tipe karşı aşılama yapılmamıştır. A22 ve O1 e karşı aşılamaya devam edilmiştir.1967-71 arasında Trakya'nın durumunun iyileştirilmesine ve aşı üretiminin arttırılmasına çalışılmıştır.
1 Ağustos 1973' de İran'dan Asia-1 tipi Türkiye'ye bulaşmıştır. Ankara'da FAO, OIE ve AT temsilcileri ile birlikte acil bir toplantı yapılmış ve yeniden belirlenen tampon bölge için Şap Enstitüsü'nün üretim kapasitesinin yıllık 90 milyon doza çıkarılması için kaynak düşünülmüştür. Tampon bölgede trivalan aşı ile aşılama yapılmıştır.Bunun sonunda hastalık kısa sürede kontrol altına alınmıştır. 1987 yılına kadar trivalan aşı kullanılmıştır.
1970 yılında tampon bölgedeki il sayısı arttırılmıştır. Trakya’daki bütün iller ve Çanakkale, İstanbul, Balıkesir, Bursa, Kocaeli, Sakarya batı tampon bölgesine; Suriye ve Irak sınırında Hatay, Gaziantep, Ş.Urfa, Mardin illeri sınırdan 20 km içeriye kadar Güney-Doğu tampon bölgesine dahil edilmiştir. 1983 te Hakkari, Van, Ağrı, Kars illerinin sınırdan 20 km içeride bulunan köyleri de tampon bölgeye dahil edilmiştir. 1986 yılında Bilecik, Siirt, Diyarbakır ve Erzurum tampon bölgeye dahil edilmiş, fakat bir yıl sonra Diyarbakır ve Erzurum Aydın ve İzmir ile yer değiştirmiştir. 1988 de, tampon bölgedeki il sayısı Afyon, Bolu, Eskişehir, Kütahya, Manisa, Uşak ve Zonguldak'ında katılımı ile 28' e çıkmıştır.
Ekim 1989 yılında Brüksel'de yapılan Şap Zirvesinde alınan karar gereğince tampon bölge Trakya'dan Anadolu'ya kaydırılmış, Trakya'ya Ari Bölge statüsü verilmiş ve 1990-91 yılında Trakya'da aşılamaya son verilmiştir. Trakya'ya ari bölge statüsü verilmesinin bir amacı Trakya'dan Avrupa pazarına ihracat yapmaktır.
Türkiye'de 1914 yılından beri değişik tarihlerde A2, A5, A22, A96, O1, SAT-1 ve Asia-1 tipleri teşhis edilmiş ve ekzotik tipler eradike edilmiştir. Nisan 2001 tarihinden itibaren Asia 1 tipi görülmemiş olup, hastalık mihraklarından yalnızca A96 ve O tipi tespit edilmektedir.
Şap hastalığının kontrolü için karantina tedbirleri ile birlikte aşılama 1962 yılından beri uygulanmaktadır.
Şap Hastalığı : Etiyoloji
Şap Virusu Picornaviridia ailesinden Aphthoviruslar grubuna dahil zarsız bir virus olup tek zincirli RNA taşır.
Şap virusunun O, A, C, SAT 1, SAT 2, SAT 3 ve Asia 1 olmak üzere 7 adet farklı serotipi bulunmakta olup, serotipler arasında çapraz koruma mümkün değildir.Her serotipin çok sayıda alt tipleri vardır.
pH 7-9 arasında stabil olmakla birlikte en dayanıklı olduğu pH değerleri 7.4-7.6 arasıdır. Çeşitli kimyasal maddeler şap virusunu asit ve alkali pH değerlerinde inaktive ederler.
Çeşitli şartlarda şap virusunun yaşama süreleri aşağıda belirtilmiştir.
Yapağı 14 gün
Sığır derisi ve kılları 4-6 hafta
Sinekler 10 hafta
Hastalık bulaşmış ayakkabılar 11-14 hafta
Saman-ot v.s. 15 hafta
Kuru hayvan gübresi 14 gün
Sıvı hayvan dışkısı (Kışın) 6 ay
Toprak yüzeyi’ (Sonbahar) 28 gün
Toprak yüzeyi (Yaz) 3 gün
İdrar 39 gün
Şap Hastalığı : Epidemiyolojisi
Şap hastalığına karşı sığır, koyun, keçi, domuz gibi evcil hayvanlarla vahşi ruminantlar hassastır.Hastalığın çok bulaşıcı olması nedeniyle geniş hayvan populasyonları etkilenir. Ekonomik kayıplar süt veriminde azalma, hayvanların gelişmesinde gerileme, gebe hayvanlarda yavru atma, buzağı, kuzu ve oğlaklarda ölümlerden ileri gelir. İlave olarak hayvan ve et, süt tozu, sakatat veya sperma, embryo gibi hayvansal ürünlerin ticaretinin engellenmesi nedeniyle kayıplarda meydana gelir.
Karkasta bulunan viruslar kesim sonrası laktik asit tarafından inaktive edilir. Kemik iligi ve sakatatta bulunan viruslar pH da herhangi bir değişiklik olmadığından enfeksiyon kaynağı olabilir.
Genellikle hastalık 10 Km içinde yayılır. Rüzgar ile virus partikülleri daha uzun mesafelere yayılabilir. Uzun mesafelere yayılma bazı özel şartlar altında meydana gelir. 1982 yılında deniz üzerinden Fransa'dan İngiltere'ye hastalığın bulaştığı ispat edilmiştir.
Sığırlarda çeşitli sekret ve ekstretlerde şap virusunun bulunma süreleri
sekret veya ekstret Maksimum bulunma süresi(gün)
Solunan hava
5
Salya
14
Burun akıntısı
7
Osefago-faringeal sekret
> 530
Gözyaşı
> 3
Süt
9
Prepusyal sekret
6
Semen
10
İdrar
7
Dışkı
15
Bulaşma ve Yayılma
Sığırlar daha fazla kapasitede hava solumaları ve enfeksiyona yakalanmak için daha az virusa ihtiyaç göstermeleri nedeniyle koyun ve keçilerden daha yüksek hastalığa yakalanma riski taşırlar. Büyük sürüler bireysel hayvanlardan ve küçük sürülerden daha fazla hastalık riski taşırlar.
Genel olarak bulaşma üç şekilde olur.
1.Direk temas:
-En yaygın bulaşma şeklidir,
-Şap hastalığı mihraklarının yaklaşık % 95’inde görülür,
-Hasta hayvan hareketleri bulaşmada önemli rol oynar.
-Hasta ve sağlam hayvanların bir arada bulundurulması ile hastalık oluşur
2.Hava yolu ile bulaşma:
Hastalık hava yoluyla da bulaşır.
-Rüzgarın yönü,
-Rüzgarın hızı,
-Hava sıcaklığı,
-Havadaki nem oranı bulaşmada önemli faktörlerdir.
-Rüzgar ile hastalık etkeni daha uzun mesafelere de (60 km) yayılabilir.
3.İndirek bulaşma:
-İnsan vasıtası ile bulaşma (celep, hayvan bakıcısı, hayvan sahibi, çiftçiler, misafirler vs.)
-Hastalığın doğal konakçısı olmayan hayvanlar vasıtası ile bulaşma (kedi, köpek, kuşlar, fareler, vs.),
-Hastalıklı malzemeler (yem, ot, su, vs.) ve nakil araçları ile bulaşma,
-Et ve et ürünleri ile bulaşma,
-Süt ve süt ürünleri ile bulaşma,
-Suni tohumlama ve embriyo transferi ile bulaşma.
Şap Hastalığı : Patogenez
Şap virusu oro-nasal yolla organizmaya girer. Virus farengial lenfoid dokuya ulaşarak burada çoğalır. Bunu takiben virus lenfatik sisteme geçerek, kan yoluyla doku ve organları enfekte eder. Klinik belirtilerin görülmesinden önce virus sekret ve ekskretlerde vardır. Virus çok küçük toz zerrecikleri içinde, alveoler bölgelere ve kan makrofajları yüzeyine direk taşınabilir. Hedef dokulara taşınan virus burada depolanır ve çoğalmaya başlar.
Canlı hayvanlarda veziküler lezyonların görülmesine ilaveten, post mortem muayenelerde rumen piluslarında büyük lezyonlar bulunabilir. Kas dokusunda düzensiz sarımsı çizgiler veya paranşimatöz dejenerasyonla karakterize lezyonlar şekillenmektedir. Bazı şap virus suşları hem yetişkin hem de gençlerde kalbe büyük zarar vererek myokardial dejenerasyona yol açar ve kalp kaplan postu görünümü kazanır. Benzer lezyonlara iskelet kaslarında da rastlanabilir.
Enfeksiyonun ağır seyrettiği durumlarda veziküller genişler ve yara şeklini alır. Veziküllerin içi açık renkte seröz sıvı ile doludur. Genellikle kabuklaşır ve bu kabuklar yaklaşık 24 saat sonra kopar. Kabukların ayrılmasından sonra kırmızı renkte ülserler açığa çıkar. Birkaç gün sonra lezyonlar üzerinde nekrotik epitelium parçaları meydana gelir. Özellikle ağız bölgesinde ve dil üzerinde hastalığa has belirli granülasyon dokusu oluşur. Lezyonların durumu hastalığın epidemiyolojisi hakkında bilgi verir.
Bütün vücut yüzeyindeki mikroskopik lezyonlar birbirine benzer görüntü oluşturur. En fazla epidermis üzerindeki stratum spinozum tabakasındaki hücreler enfekte olur. Bu hücreler şişkin, eozinofiliktir ve balon dejenerasyon şeklinde isimlendirilir. Hücreler arası bağlantılar bozulmuş, hücre sitoplazması dışarı sızmış, yıkıntılar çoğalmış ve mikroveziküller oluşmuştur. Mikroveziküller ödemle doludur. Hücre yıkıntıları ve makroveziküller, lökositlerle infiltre olmuştur. Bu olayları takiben süratle iyileşme görülür. Ülserlerin iyileşmesiyle yeni epiteller oluşur. Deri tabakasındaki hücreler hiperemiktir.
Hayvanlarda, virusun titresi düşerken nötralizan antikorlar yükselir. Enfeksiyonu takiben hayvanlar taşıyıcı durumda olabilirler. Bu taşıyıcı hayvanlardan probang yöntemiyle enfeksiyondan 2,5 yıl sonra dahi virus tesbit edilebilir. Enfeksiyondan sonra şap virusunun taşınması epidemiyolojik olarak çok önemlidir.
Şap Hastalığı : Klinik Tablo
Tipik vakalarda sığırlar 3-6 gün inkübasyon devresi gösterirler, fakat bu süre 1-11 gün arasında değişebilir. Hastalık yüksek ateş, depresyon, solunum güçlüğü, ağız ve ayakta veziküllerin görülmesiyle karakterizedir. Sağımdaki hayvanlarda belirgin olarak süt veriminde düşme görülür. Dil üzerinde, damakta ve dudaklarda içi saman rengi sıvı ile dolu veziküller görülür.
Morbitide oranı %100'e kadar varabilir, fakat mortalite oranı buzağılar hariç düşüktür. Genç hayvanlar yaşlılardan daha hassastır.
Hayvanlarda salya akması görülür. Vesiküller birkaç saat sonra açılır ve açık kırmızı renkli ülserler meydana gelir. Genellikle ayaktaki rupturlar enfekte olur.
Post-mortem muayenede akut viral miyokarditis görülür.
Sığırlarda klinik belirtiler;
* Yüksek ateş,
* Titreme,
* Donuk ve cansız bakışlar,
* Salyalı ve şapırtılı ağız,
* Ağız, dil ve dudaklarda yaralar,
* Diş etlerinde hassasiyet ve içi dolu kabarcıklar,
* Hassas ve ızdıraplı ayaklar,
* Ağır vakalarda tırnak düşmesi,
* Süt veriminde azalma,
* Buzağılarda ölüm.
Koyunlarda klinik belirtiler;
Sığırlarda görülen belirtilere ilave olarak;
* Durgunluk,
* Halsizlik,
* Aniden oluşan topallık,
* Sürüden ayrı yatma isteği,
* Kuzularda ölüm.
Şap Hastalığı : Teşhis
Epizootiyolojik ve klinik bulgular şap hastalığından şüphe ettirir.Laboratuarda teşhis etken izolasyonu veya serolojik yöntemlerle yapılır. Gelen marazi maddelerden komplement fiksasyon testi (CFT) ve ELISA gibi testler ile şap antijeni aranır.
Şap virusunun tip tayininin hastalığın teşhisi yanında epizootiyolojik olarak ve aşılama açısından da büyük önemi vardır. Bu açıdan klinik olarak hastalığın teşhisi konsa bile kesinlikle tip tayini için laboratuara numune gönderilmelidir
Son yıllarda daha çabuk ve pratik olarak teşhis konulabilmesi için yeni teşhis metodları üzerinde çalışılmaktadır. Bu amaçla ınsıtu hibridizasyon, polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ve koaglütinasyon testi gibi testler üzerinde yoğun çalışmalar yapılmaktadır.
Laboratuvar teşhisi
* Virus identifikasyonu; ELISA, Complement fiksasyon test, Virus izolasyonu
* Serolojik testler; ELISA, Virus nötralizasyon testi
Ayırıcı teşhis
Klinik belirtilerin şap hastalığına benzer vesiküler hastalıklarla karıştırılabilmesi nedeniyle büyük salgınlar dışında klinik olarak direk teşhis koymak güçtür. Veziküler stomatitis, Sığır vebası, Mukosal disease, Enfeksiyöz bovine rhinetracheitis, Mavidil, Sığır papuller stomatitisi, Bovine viral diare, Koyun ve keçi vebası, panarisyum, piyeten gibi hastalıklarla karışabilir
Şap Hastalığı : Korunma ve Kontrol
Şap hastalığı virusu enfekte hayvanlar ile hastalığa hassas hayvanlar arasında direkt temasla, et, süt vb. ile, hava yolu ile, araçlarla bulaşır. Kontrol tedbirlerinin amacı bu anlamda bulaşmanın önlenmesidir.
Böyle bir hastalıkla karşılaşılınca alınacak tedbirler nelerdir? Uygulanabilecek üç metod vardır ki bunlar; aşılama, aşılama ve kesim, sadece kesim. Aşılama hastalığın endemik olduğu Arjantin, Brezilya, Fransa, İtalya ve Afrika’nın bazı bölgelerinde, aşılama ve kesim metodu Danimarka, İsveç, İsviçre, Hollanda, Meksika gibi ülkelerde uygulanmıştır. Kesim politikası İngiltere, Kanada, A.B.D., Norveç gibi ülkelerde uygulanmıştır.
Hayvan hareketlerinin önlenmesi en etkili tedbirlerden biridir. İnsanların enfekte çiftlikleri ziyareti önlenmelidir. Hayvan taşıyan araçlar dezenfekte edilmelidir.
Enfekte hayvanların kesimi virus üretimini durdurur ve bulaşma zincirini kırar. Bu hastalık insidensinin düşük olduğu ülkelerde uygulanırsa ekonomik olacak bir metottur.
Şap aşıları inaktif viruslar ile hazırlanırlar. Aşıda kullanılacak şap virusunun seçimi çok önemlidir. Aşı virusu yüksek "r" değeri kadar iyi kültür özelliğine de sahip olmalıdır. Aşı üretildikten sonra zararsızlık ve bağışıklık yönünden test edilmelidir. Aşı monovalan, bivalan, trivalan ve polivalan şekillerde hazırlanabilir. Aşılama genellikle sığırlarda koyunlardan daha fazla olarak uygulanmaktadır.
Şap hastalığının kontrolü için çok yakın uluslararası işbirliği gereklidir.
Şap Mihrakı Durumunda Alınacak Tedbirler;
1.Hijyen kuralları ile beraber kesim metodu,
Hasta ve hastalıktan şüpheli hayvanlar öldürülür yakılarak veya gömülerek imha edilir. Kontamine malzemeler, et, süt vb. ürünler imha edilir. Bu işlemler dezenfeksiyon dahil sıkı hijyen kuralları ile beraber aşılamanın uygulanmadığı ülkelerde (İngiltere gibi) uygulanmaktadır.
2. Kesim ve mihrakların çevresinde aşılama ve hijyen kuralları
Hastalığın kontrol altına alındığı ülke ve bölgelerde yıllık aşılama olmaksızın enfekte hayvanlar ve şüpheliler karantinaya alınır. Enfeksiyon bölgesinin çevresindeki hayvanlar aşılanırlar.
3. Sığır populasyonunun yıllık aşılaması
Hedef populasyonunun en az % 80 ‘nin şap hastalığına karşı aşılanarak yeterli korumanın sağlanabilmesi amacıyla yılda iki dönem şeklinde ypoğun koruyucu aşılama kampanyaları sürü bağışıklığını sağlamaktadır.
Şap Hastalığı'na Karşı Önlemler
Şap hastalığının mücadelesinde alınacak önlemler iki yönden ele alınabilir.
1.Hastalık çıkmadan önce alınacak tedbirler:
* Duyarlı hayvanlara şap aşısının periyodik olarak uygulanması,
* Yeni alınan hayvanlara şap aşısı yapılıp yapılmadığına dikkat edilmesi,
* Yeni alınan hayvanlara diğer hayvanlardan ayrı bir yerde karantina uygulanması (20 gün),
* Pazarda satılacak veya başka bir yere nakil edilecek hayvanlara en az 15-20 gün önceden şap aşısının yapılması ve Veteriner sağlık raporunun alınması,
* Ahırların girişlerinde bulundurulması gerekli paspasların veya giriş havuzlarının devamlı olarak sodyum karbonat, bakır sülfat, sitrik asit vb. dezenfektan maddelerle muamele edilmesi,
* Ahırlara hayvan bakıcılarından başkalarının sokulmaması,
* Hayvan bakıcılarının özel elbise ve ayakkabı ile ahıra girmelerinin sağlanması, bakıcıların diğer ahırlardan uzak tutulması.
* Sağımdan önce ellerin ve sağımda kullanılacak malzemelerin temizliğine dikkat edilmesi,
* Şüpheli vakalarda Veteriner Hekim’den bilgi alınması.
2. Hastalık çıktıktan sonra alınacak önlemler:
* Hastalıktan şüpheli hayvanların derhal ayrı bir yere alınması,
* Ahırlara giriş çıkışların yasaklanması, ilgililere haber verilmesi,
* Ahıra veya çiftliğe izinsiz kimsenin sokulmaması,
* Araçların çiftliğe girişinin engellenmesi,
* Yem, saman, altlık gibi malzemelerin giriş çıkışına izin verilmemesi,
* Hasta hayvandan bulaşan yataklık ve otların yakılması,
* Hasta hayvanlara ait sütlerin süt satıcılarına verilmemesi,
* Satıcıların çiftliğe sokulmaması,
* Hastalık sönüşüne kadar hayvan alım ve satımının yapılmaması,
* Ahırlar birden fazla ise, her biri için ayrı bakıcıların bulundurulması, şayet mümkün değil ise bakıcılarının çizme ve elbiselerinin her ahırda değiştirilmesi,
* Çevre ahır ve çiftliklerin ziyaret edilmemesi, yabancıların hayvanlarını görmeleri için çağırılmaması,
* Hasta ve hastalıktan şüpheli hayvanlarla temas edenlerin, bu hayvanlara ait eşya, malzeme ve naklinde kullanılan vasıtaların dezenfeksiyonunun sağlanması,
Şap Hastalığı'nın Ekonomi ve Ticarete Etkisi
Şap hastalığının meydana getirdiği kayıplar
• Süt ve et verimindeki kayıplar,
• Hayvanların gelişmesinde gerilik,
• Gebe hayvanlarda yavru atma,
• Özellikle genç hayvanlarda görülen oldukça yüksek oranda ölümler,
• Dış ticarete getirilen kısıtlamalardan doğan ekonomik kayıplar,
• Tedavi masrafındaki maliyet,
Şap hastalığından dolayı yıllık % 15 süt kaybı görülmektedir.Süt kaybından dolayı uğradığımız zarar yaklaşık 8 milyon ABD $ dır. Et kaybı ise % 10 dolayındadır. Et kaybından dolayı uğradığımız zarar ise 81 milyon ABD $dır
Hastalık görülen bölgelerde canlı hayvan ve hayvansal ürün ticareti durdurulmakta, çok sayıdaki tarımsal ürünün başka ülkelerce ithalatına sınırlama getirilebilmektedir.
Avrupa’da ve hastalığı eradike eden ülkelerde önce her yıl sistematik yoğun aşılama programı uygulanmıştır. Bu sayede hastalık mihraklarında önemli ölçüde azalma sağlanmıştır. Eradikasyon programı uygulayan ülkeler hayvanları imha etmekte ve çiftçilere hayvanın bedelini ödemektedir.