ORTHOMYXOVİRİDAE
Helikal simetrili, zarlı, 8 adet segmentten
oluşan RNA genomuna sahip viruslardır.
1- İnfluenza A (Avian, equine, human flu)
2- İnfluenza B
3- İnfluenza C
EQUINE INFLUENZA (FLU)
Equine influenza enfeksiyonu (EIV), ateş ve burun akıntısı ile şiddetli öksürük ile karakterize, sekonder bakteriyel etkenlerin ortaya çıkmadığı olgularda prognozu iyi tüm tek tırnaklıların önemli solunum yolu enfeksiyonlarındandır.
Enfeksiyon spektrumunda tüm tek tırnaklılar yeralmaktadır.
ETİYOLOJİ
• Memeli influenzavirusları genellikle üst solunum yolları ile sınırlı lokal enfeksiyonlara neden olmaktadır.
• Ancak kanatlı influenza virusları sindirim sistemi enfeksiyonlarına da neden olmaktadır.
ETİYOLOJİ
Orthomyxoviridae familyası….İnfluenza A
Orthomyxoviruslar, üst solunum yollarındaki
dokularda reseptör yoğunluğuna sahip olmaları
nedeniyle bu bölgede enfeksiyon oluştururlar.
Mukoz membranlarda girişte etkili olmaktadır.
H ve N RESEPTÖRLERİ
• Virus zarı üzerinde yerleşik 2 tip yüzey glikoproteini (peplomer) vardır. Hemaglütinin (H) ve Nöyraminidaz (N).
H, viral proteinlerin virus
zarı üzerindeki
peplomerlerin %80’ini, N ise
%20’sini oluşturur.
H ve N RESEPTÖRLERİ
• Hem H hem de N glikoproteinleri alt tip spesifik antijenik determinantları taşımaktadırlar. Bu nedenle H ve N yüzey proteinlerinin antijenik karakteri virusun alt tipini belirlemektedir.
• Tüm alt tiplerde H ve/veya N yüzey proteinleri farklılık göstermektedir. Bu özelliğe dayanarak influenza A virusları çeşitli alt tiplere ayrılmaktadır.
H RESEPTÖRÜ
* Influenza virusunun replikasyonu, hemaglütinin peplomerlerinin, duyarlı konak hücredeki siyalik asit reseptörlerine bağlanması ile başlar.
* Hemaglütinin peplomerlerinin, eritrositleri aglütine etme özelliğine sahip olması, HA ve HI testlerinin temel prensibini oluşturur.
H RESEPTÖRÜ
• H glikoproteinine karşı oluşan nötralizan antikorlar, aynı hemaglütinini içeren herhangi bir virus suşuyla reenfeksiyona karşı bağışıklıkta en önemli role sahiptir.
N RESEPTÖRÜ
• N, virusun hücreden çıkışı sırasında siyalik asit reseptör bağlantılarını parçalar ve virusun siyalik asit içeren yapılardan ayrılmasını sağlar. Bunun sonucunda projeni virusun enfekte hücrelerden serbest kalmasını ve respiratorik müsin sekresyonu ile virusun ASY’na transportunu kolaylaştırır.
• Tek tırnaklıları enfekte eden influenza viruslarda H7N7 ve H3N8 olarak sadece 2 alt tip tanımlanmıştır.
(İnfluenza viruslar arasında 16 H ve 9 N identifiye edilmiştir).
ALT TİPLENDİRİLMESİ
Equine influenza izolatları ;
• İnfluenza virus tipi (A),
• Hayvanın türü,
• İzole edildiği yer, A/Equi/Prague/1/56 (H7N7)
• İzolat numarası,
• İzolasyon yılı ve
• Takip eden parantezde HA ve NA alt tipleri yazılmaktadır.
MUTASYON SIKLIĞI
• Tüm viruslarda mutasyon olarak nitelenen genetik materyaldeki kalıcı değişimler meydana gelebilmektedir. Mutayonlar, RNA genomlarının replikasyonu sırasında yüksek oranda şekillenmesine rağmen tamir mekanizması (proof-reading) bulunmamaktadır. Mutasyon sıklığı, DNA viruslarda ise daha yavaş ve tamir edilebilir niteliktedir. Tüm influenza viruslar RNA içerir ve HA ve NA yüzey proteinleri benzer mekanizmalarla antijenik shiftlere maruz kalmaktadır. Bu nedenle, bu moleküllerin bazı bölgelerindeki kısmi aminoasit değişimleri ile meydana gelen nokta mutasyonlar sonucu önemli antijenik değişimler ortaya çıkmaktadır.
ANTİJENİK SHİFT
• Virus genomu segmentli olduğu için, simultane olarak iki farklı influenza A virus suşu ile enfekte olmuş hücrelerde genetik rekombinasyon (reassortment) meydana gelir. H veya N genlerinin reassortmentları, influenzaviruslarının antijenik kompozisyonundaki ana değişikliklerin temelini oluşturmaktadır ki, bu değişiklikler “Antijenik Shift” olarak tanımlanmıştır. Bu değişiklikler yeni influenza pandemilerine neden olmaktadır.
ANTİJENİK DRİFT
• Aynı virusun genlerindeki nokta mutasyonlar uzun bir süreçte birikerek antijenik değişimleri arttırabilir. Bu değişikler “Antijenik Drift” olarak isimlendirilmektedir. Antijenik driftler sonucu meydana gelen değişimler, lokal influenza epidemilerine neden olmaktadır.
EIV’NIN EVRİMSEL KÖKENLERİ
• Equine influenza virusunun H ve N yüzey proteinlerinin antijenik özellikleri temel alınarak 2 alt tipe A/Equi/Prague/1/56 (H7N7) ve A/Equine/2/Miami/63 (H3N8) ayrılmıştır.
• H3N8 alt tipinin kanatlı influenza viruslarıyla genetik rekombinasyonlar sonucu ortaya antijenik varyantları izole edilmiştir.
• Filogenetik çalışmalar neticesinde, equine H3 geninin uzun bir süre önce kanatlılardan atlara adapte olduğu ve varlığını günümüze kadar sürdürdüğü ispatlanmıştır.
ETİYOLOJİ
• Equine influenza viruslarının gen analizleri, atlar ve diğer türler arasında enfeksiyonun bulaşması mümkün olabilmesine rağmen, gen değişimlerinin sınırlı olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle atlar “izole veya ölü-son rezervuar” olarak değerlendirilmektedir.
EPİZOOTİOLOJİ
• Equine influenza enfeksiyonu, ilk defa 1956 yılında Doğu Avrupa’da atlardaki solunum sistemi enfeksiyonu salgınında tespit edilmiştir. Virus H7N7 olarak tanımlanmış ve prototip A/Equi/1/Prag/56 olarak isimlendirilmiştir.
EPİZOOTİOLOJİ
• 1963 yılının başlarında Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkan bir başka büyük salgında ise İnfluenza A virusunun H3N8 olarak karakterize edilen farklı bir antijenik alt tipi tespit edilmiştir. Bu yeni alt tip, İnfluenza A/equine-2/Miami/63 (Alt tip 2) olarak isimlendirilmiştir.
BULAŞMA YOLLARI
• Öksürükle çıkan enfekte salgılar aerosol olarak hızla bölgedeki tüm hayvanlara yayılmaktadır. Öksürükle atılan virus partikülleri 35 metre saçılabilmektedir.
• Yayılışta damlacık enfeksiyonu da etkili olmaktadır. (Havada asılı kalan virus partikülleri)
• Direkt ve indirekt temasta önemli rol oynar.
• Farklı tavla ve bölgelerden atlar enfeksiyonun yayılışında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle yarış mevsimlerinde daha sıklıkla rastlanılır.
KLİNİK
• Tüm duyarlı atlarda hastalığın şiddeti alt tipe bağlı olmakla beraber, A/equine-2 alt tipi daha ağır klinik semptomlara neden olmaktadır.
• Buna karşın daha önceden aşılanmış veya enfeksiyonu geçirmiş atlarda hastalığa ait klinik bulgular daha az şekillenmekte ve tanısı çok zor koyulabilmektedir (Subklinik).
KLİNİK
• Tüm duyarlı atlarda EIV enfeksiyonu hızla yayılır ve enfeksiyondan sonraki 24-48 saat içinde şiddetli kuru öksürükle karakterize klinik bulguların ortaya çıktığı görülür. Klinik bulgular birkaç saatten birkaç güne kadar görülebildiği gibi, sekonder bakteriyel enfeksiyonlar ile komplike olması durumunda ölümlerde şekillenebilmektedir.
KLİNİK
• İlk klinik bulgu burun mukozası ve konjunktivalarda şiddetli kızarma ve seröz bir burun ve göz akıntısıdır.
• Larenks bölgesi lenf yumruları şişer.
• Ateşin yükselmesiyle kuru bir öksürük başlar.
PATOGENEZ
• Virus organizmaya girdiği burun mukozası epitel hücrelerinde çoğaldıktan sonra tüm solunum kanalına yayılır. Rhinitisle başlayan hastalık, sekonder etkenlerin komplikasyonları sonucu purulent bronkopnömonilere dönüşebilir.
Burun Siliyarlarında İnfluenza Virusunun Etkisi
Burun Mukoza Epitelinde İnfluenza Virusunun Etkisi
TEŞHİS
• Klinik ve epizootiolojik veriler teşhiste önemlidir.
• Direkt teşhis, 6-12 günlük ETY’nda virus izolasyonu ile yapılır. 3 gün sonra allantoik veya amniotik sıvıya HA testi yapılarak teşhis konulur.
• Çift serum numunesinde HI testi veya SRHT ile 4 katlı antikor artışına bakılır.
Burun Swabının Örneklenmesi
Directigen Flu A Test
Influenza A Enfeksiyonunun Tespiti
Virus İzolasyonu
Hemaglütinasyon İnhibisyon (HI)
Single Radial Hemoliz (SRH)
MÜCADELE
• Profilaktik aşılama; Genellikle inaktive aşılar kullanılır. Bu aşılar multivalan adjuvantlı aşılardır. İlk uygulama 3 doz olarak yapılır ve aşılamalara yılda bir kez olmak üzere devam edilir.
• Aşılamada I.doz tetanozla kombine aşı ile (Prevac Pro-T, Pfizer),
• II. Doz, I.dozdan 4-6 hafta sonra tetanoz etkeni içermeyen aşı ile (Prevac Pro),
• III.doz (Prevac Pro), II.dozdan 6 ay sonra yapılır. Son dozdan sonra yıllık olarak aşılamalara devam edilir.
MÜCADELE VE KONTROL
• Dişilerin aşılanma sıklığı, yavruya nakledilen maternal immunitenin düzeyi ve süresini etkilemektedir.
• Taylarda aşılamalara 5-6 aylıkken başlanmalıdır.
• Enfeksiyonun çıktığı bölgelerde at hareketleri durdurulur.
• Sekonder etkenlere karşı antibiyotik uygulaması (Tercihan Penisilin)