TRICHINELLOSIS (Trichinosis)

Başlatan vetmelih, 04 Nisan 2009, 04:09:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

vetmelih

TRICHINELLOSIS (Trichinosis)


     
Giriş
Trichinellosis, halk sağlığı açısından çok önemli bir paraziter hastalık olup bu hastalığa Nematod parazitlerden Trichinella spiralis neden olmaktadır (1). Hastalık insanlara genellikle çiğ veya az pişmiş domuz eti tüketimi sonucu bulaşmaktadır (1, 2). Ayı, at ve fok eti tüketimi ile de hastalığın insanlara bulaştığı tespit edilmiştir (2, 3).
Doğal enfeksiyonlar yabani karnivorlarda oluşmakla beraber; hastalık, at, sıçan, fare, porsuk, kunduz, balina ve et yiyen kuşlarda da bulunmuştur. Memeli hayvanların çoğu hastalığa duyarlı olup bu parazitin olgunları bağırsaklarda, larvaları ise kaslarda bulunmaktadır (1, 3, 4).

Etyoloji ve Epidemiyoloji
Bu parazit ilk kez 1835 yılında tarif edilmiş olup 1895 yılından bu yana da Trichinella spiralis olarak bilinmektedir (5).
T. spiralis'in olgunları küçük nematodlar olup domuz, karnivor ve insanların ince bağırsak mukozalarında gömülü olarak bulunur. Bu parazitin erkekleri 1.4-1.6 mm, dişileri ise 3-4 mm uzunluğundadır (1, 2, 3). Erkeklerde bursa copulatriks ve spikulum bulunmaz. Dişilerde ovaryum ve uterus tek olup vulva oesophageal veya postoesophageal bölgede yer alır (3).
Öte yandan, Trichinella spp., DNA analizi ile identifiye edilmiş 8 genotipe (T1 - T8) sahip 5 türün oluşturduğu bir kompleks olarak kabul edilir. Bu türler arasında çeşitli morfolojik farklılıklar mevcut olup tür identifikasyonu, üreme, bazı konakçıları enfekte etme ve donmaya karşı direnç gibi özelliklere göre yapılır (1).
T. spiralis (T1), ılıman bölgelerin çoğunda insan ve hayvan sağlığını etkileyen en yaygın türdür. Bu etken domuz ve kemirgenler için çok enfektif olmakla beraber donmaya karşı dirençsizdir (1). T. nativa (T2), Kuzey Kutbunda yaşayan karnivorlarda tespit edilmiştir. Sıçan ve domuzlar için fazla enfektif değildir ama soğuğa oldukça dayanıklıdır (1, 2). T. nelsoni (T7), esas olarak Afrika kıtası dahil Güney yarımkürede yaşayan yabani karnivorlarda görülür, sıçan ve domuzlar için fazla enfektif değildir ve virulansı  düşüktür. T. pseudospiralis (T4), kaslarda kistlenmez ve esas olarak kuşların bir parazitidir. Soğuğa dirençsizdir. T. britovi (T3), son yıllarda Güney Avrupa'da tespit edilmiştir ve biyolojik özellikleri T. nelsoni ile aynıdır (1, 5).

Biyoloji
Bu parazitin biyolojisi oldukça sıra dışıdır, aynı canlı hem kesin konakçı hem de ara konakçı olup ergin parazitler ve larvaları farklı organlarda bulunmaktadır (5).
Enfeksiyon kaslarda ankiste olmuş larva taşıyan etlerin yenmesiyle bulaşır. Kist duvarı sindirim sisteminde parçalanır ve larva 1 açığa çıkarak duodenal ve jejunal mukozaya tutunur. Larva gelişerek 4 gün içerisinde seksüel olgunluğa ulaşmış ergin parazit haline gelir. Çiftleşmeden sonra, erkekler ölür, dişiler (3-4 mm) mukozanın daha derinlerine ilerler  ve 4-16 hafta boyunca her biri 1500 adete kadar canlı larva doğurur (1, 2, 3, 5). Üremeyi takiben ergin parazitler ölür ve genellikle sindirilirler (1, 5).
Genç larva (0.1 mm) lenf kanallarına göç eder ve portal sistem yoluyla periferal dolaşıma taşınır. Bu yolla da yerleşeceği çizgili kaslara ulaşırlar. Her bir larva bir kas hücresini istila eder ve hızla gelişir. Enfeksiyondan aşağı yukarı 15 gün sonra kapsül formasyonu başlar ve 4-8 haftaya kadar tamamlanır. Bu aşamadan sonra larvalar enfektiftir (1). Larva büyüdükçe kas hücresi dejenere olur ve larvalar doku histiocyte'lerinden oluşan kistler içerisinde kıvrılmış bir hal alırlar. Larvalar oluşan bu kistler içerisinde yıllarca canlı kalabilirler. Kist içerisinde larvaların 11, 24 yıl ve hatta 39 yıl canlı kaldıkları saptanmıştır. Bu kistlerin bulunduğu kas liflerinin dejenerasyonunu takibende 6-9 ay sonra konakçılara bağlı olarak değişen oranlarda kalsifikasyon şekillenir (1, 3). Bu larvalar konakçısının etinin uygun başka bir konakçı tarafından yenmesiyle birlikte gelişmelerine tekrar devam ederler. Domuzlarda larvalar çok yoğun bir şekilde sırasıyla diyafram, dil, massater ve interkostal kasları istila ederler (1). Atlarda ise sırasıyla dil kasları, massater, diyafram ve boyun kaslarına yerleşirler (4).
Eğer larvalar olgunlaşmadan önce bağırsak kanalını geçer ve dışkı ile dışarı atılırsa, bu larvalar diğer hayvanlar için enfektiftirler (1).

Klinik Bulgular
Evcil ve yabani hayvanların çoğunda enfeksiyon teşhis edilmeden kalır. İnsanlarda ağır enfeksiyonlar, üç klinik faz (intestinal, kas invazyonu ve iyileşme) ve ara sıra ölümle sonuçlanan ciddi rahatsızlıklara neden olabilir (1, 5).
Vücut ağırlığının 1 gramına insanda 5, domuzda 10 ve sıçanlarda 30 adet  denk gelecek sayıda Trihinella larvası alınmasının ölümle sonuçlanacağı belirtilmektedir (2).

Teşhis
Hayvanlarda antemortem teşhis nadiren yapılmasına rağmen hayvanın geçmişte sıçan veya çiğ ve enfekte et yediği biliniyorsa bu hastalıktan şüphelenilir (1). Hastalığın antemortem teşhisinde, serolojik teşhis metotları biyopsi alınarak yapılacak teşhislere tercih edilir. Serolojik metotların duyarlılığı direk teşhis metotlarına denk ve hatta daha iyidir (4).
Direk teşhiste genel olarak kas dokusunun sıkıştırılması veya enzimle sindirimi olmak üzere iki metot kullanılır. Metot seçimi genellikle laboratuar imkanları ve numune sayısı ile ilgilidir. Et numunesinin sıkıştırma ile muayenesinde Trichinoskop denilen özel bir mikroskoba gereksinim vardır.  Bu mikroskopla kas dokusunun gramında 3-5 adet larva etkin bir şekilde tespit edilebilir. Larva sayısı daha az ise hassasiyet düşer ayrıca aynı numunenin değişik yerlerinden alınan parçalara bakılması gerektiğinden zaman alıcı bir metottur. Bu metotla T. pseudospiralis'in teşhisi de oldukça zordur (4). Kas biyopsi örneklerinin (genellikle dilden alınan) mikroskop ile yapılan incelemesi bu hastalığın varlığı hakkında bir bilgi verebilir ancak yüzde yüz bir sonuç vermez (1). İkinci metot ise seçici tarama, filtrasyon ve sedimentasyon prosedürlerini takip eden kas dokusu örneklerinin sindirimini kapsamaktadır. Bu metodun duyarlılığı 3 adet larva/gramdır (4).
Trichinella'ya karşı oluşmuş antikorların tespitinde ELISA güvenilir bir testtir (1, 4). Testin hassasiyeti 1 larva/100 gr doku örneğidir. ELISA ile tarama programlarında sekresyon antijenlerinin kullanılması tavsiye edilmektedir (4). Bununla beraber, etin her bir gramında 0.01 adet larva var ise haftalarca sero-konversiyon oluşmayabilir (1).
Sonuç olarak teşhiste ELISA'nın ve teyit metodu olarak da enzim sindirim testinin kullanımı en doğru sonucun alınmasını sağlayacaktır (4).

Tedavi
Hastalığın gerçekten tatmin edici bir tedavisi bilinmemektedir. Deneysel vakalarda Thiabendazole etkili bulunmuştur fakat klinik vakalarda bu ilacın etkinliği farklılık göstermiştir (5).
Kedi ve köpeklerde yapılan deneysel bir çalışmada 50 mg/kg Albendazole'ün  günde iki kez olmak kaydıyla bir hafta süreyle verilmesi kaslarda bulunan larva sayısını azalttığı ortaya konmuştur (2).
Hastalığa karşı yaygın olarak kullanılmakta olan bir aşı yoktur (4).
Çok yoğun araştırmalara rağmen, bu hastalık insanlar için nerede ve ne zaman görüleceği belli olmayan bir tehlike olarak kalmaya devam etmektedir (5).

Kontrol
Hayvanlarda tedavi genellikle pratik bir uygulama değildir. Amaç canlı Trichinella kistleri bulunan etlerin insanlar ve hayvanlar tarafından yenmesini engellemek olmalıdır. Domuzlarda ise buna ilave olarak iyi bir çiftlik yönetimi, kemiricilerin kontrolü de dahil olmak üzere yedirilen her türlü artık materyalin 100 oC de 30 dakika pişirilmesi, kanibalizmin ve yabani hayvan etlerinin yenmesinin engellenmesi çok büyük önem taşımaktadır (1).
Hayvanların kesimi sırasında Veteriner Hekimler tarafından canlı Trichinellalar yönünden etlerin trichinoskop veya sindirim metotlarıyla muayenesi bir çok ülkede hastalığın insanlara bulaşmasını engellemede etkili bir yöntemdir (1).
Kuzey Amerika'da domuz etlerinin bu hastalıkla enfekte olabileceği varsayılarak tüketime sunulan ve yemeye hazır domuz etleri piyasaya sunulmadan önce Trichinellaları öldürecek derecede ısı, dondurma veya tütsülemeye tabi tutulmak zorundadır (1, 2).
Diğer çiğ alınan domuz etleri ise pişirme sırasında etin iç ısısının en az 58 oC'ye ulaşması sağlanacak şekilde pişirilmelidir (1).
Uygun bir ısıda uygun bir süreyle domuz etinin dondurulması da bu hastalıkla mücadelede etkin bir yoldur. Bu parazit etkenleri domuz etinin -15 oC'de 20 gün, -23 oC'de 10 gün veya -30 oC'de 6 gün dondurulması ve tutulmasıyla ölmektedir (1).

"Çünkü bir tecrübe etsen senin aklın da yatar,
Bize insan hekiminden daha lazım baytar'' M.Akif Ersoy