Epidemiyoloji odevi

Başlatan eXcaLibuN, 09 Mart 2007, 21:44:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

eXcaLibuN

BİYOLOJİK ÇEVRE

Flora
   Bitkiler, direkt veya indirekt yolda hayvan hastalıklarının oluşumunda rol oynayabilirler. Doğadaki zehirli veya zararlı bitkiler direkt olarak hastalık etkenidir. Dolayısıyla  boyle bitki örtüsünü barındıran bölgelerde, ilişkili hastalıkların görülme riski yüksektir. Örneğin; Karadeniz bölgesinde bir tür eğrelti otu tüketen sığırlarda sidik kesesi tümörleri sık görülür. Belirli bitkilerle beslenme sonucu hayvanlarda eksiklik hastalıklarıda görülebilir. Örneğin; uzun süre arpa veya yulaf tüketen hayvanlarda hipomagnezemiye rastlanır. Zayıf meralarda otlayan etçi sığırlarda akut vitamin A eksikliği ortaya çıkabilir. Bir bölgenin florası üzerinde iklim ve toprağın, bitkinin kimyasal yapısı üzerinde toprağın önemli etkisi vardır.
   Bitkiler indirekt yolla da hastalık oluşumda rol alabilriler. Örneğin; Pithomyces chartarum adlı mantar ile kontamine otları yiyen koyunlarda fasiyal paraliz görülür. Koyunlar
Echinococcus granulosus ‘ un larval formlarının bulaşık bitkileri tüketerek alabilirler.
Fauna
   Hayvan türleri ve çoğu infeksiyöz hastalıklar yönünden her bir hayvan grubu kendi türünden veya başka tür hayvanlar tarafından infekte edilme riski ile karşı karşıyadır. Belirli infeksiyöz etkenler özellikle yabanı hayvanlar tarafından taşınırlar. Bir bölgede bu hayvanların bulunması, evcil duyarlı hayvanlar için önemli bir risktir. Bölge faunasının, hastalıların çıkışı ve yayılışı üzerindeki etkisi ekoloji bölümünde anlatılmıştır.
İnsan
   Biyolojik çevrenin bir unsuru olarak insan evcil hayvanların sağlığı üzerinde en etkili olan faktörelerden birisidir. İnsan faktörü, konakçı etken belirleyicilerini ve makroiklim dışındaki çevre ile ilgili tüm hastalık belirleyicilerini değiştirebilir.
   İnsan unsuru tarafından direkt olarak belirlenen faktörler, insanın kendisi yetiştirme, diyet, hayvanın kullanım alanı ve bakımdır. İnsan direkt olarak hayvanın infeksiyöz etkenlerle bulaştırabilir. Ayrıca insan tarafından üretilen kimyasal maddeler gazlar ve çevre kirliliği hayvan sağlığını direkt olarak etkiler. Hayvan barınaklarında veya yetiştirmelerindeki hayvan populasyonun sıklığı hastalıkların çıkışını ve yayışını kolaylaştırır. Hayvan barınaklarındaki tüm fiziksel koşullar ve bakım koşulları insan tarafından belirlenir. Örneğin; barınak zenginliğinin altlığı ve kullanılan aletlerin niteliği bazı hastalıkların çıkışında etkili olur. Altlıkları uzun süre değiştirilmeyen ve hijyenik olmayan makinelerle sağlayan ineklerde mastitis olayları daha sık görülür.
Stres
   Stres, çevreden gelen ve vücudun dengesini bozan uyarımlara karşı oluşan biyolojik reaksiyonların bir yansımasıdır. Stres yaratan faktörlere stresör denir. Örnek olarak, iklim değişiklikleri, travma, yapılan işin güçlüğü ve doğum verilebilir. Eğer strese karşı gelişen biyolojik reaksiyon uygun veya yeterli değilse patoloji lezyonlar ortaya çıkar. Selye adlı araştırıcının hipotezine göre; stres olayında, nedene bağlı olmaksızın genel bir reaksiyon görülür ancak reaksiyon, başka stresörlere spesifik reaksiyonlarla da komplike olabilir.
   Selye, stresin laboratuvar hayvanlar üzerindeki etkisi incelemiş ve bu hayvanlarda genel adaptasyon sendromu adı verilen bir sendrom saptamıştır. Bu sendromdaki reaksiyonlar üçe ayrılır; 1- genel alarm reaksiyonu 2- direnç veya adaptosyan fazı 3- reaksiyon fazı.
   Genel alarm reaksiyonu stres faktörü ile karşılaştıktan sonra 6-48 saat sonra başlar bu dönemde karaciğer, lenf odulleri, dalak ve timus ebatları küçülür, adipoz doku kaybolur, kas tonusu zayıflar, hipotermi gelişir, sindirim kanalında erozyonlar oluşur, lakrimasyon ve salivasyon artar. Direnç fazı yaklaşık 48 saat sonra başlar. Bu dönemde adrenal büyür, adrenotropik hormon sentezi artar, hipolidgranuller tekrar ortaya çıkar, tirotiropik hormon sentezi artarken tiroid hiperplaziye uğrar, gonotlar atrofiye olur süt salgısı kesilir. Diğer organlar, stres devam etsede normale döner. Reaksiyon fazı ölümle sonuçlanır. Stres olayı, adrenokortikotropik hormonların salınmasını sağlayan hormonları salan hipotalamus tarafından başlatılır. Adrenokortikotropik hormonlarda adrenal bez üzerine etki eder. Stres ve şok farklı olaylardır. Ancak, ikiside hipotalamus tarafından başlatıldığı için ayırt etmek güçtür.
   Stres, çeşitli hastalıların sekonder belirliyecisidir. Stresin devamı, protein kaybına, anormal organ fonksiyonlarının, immun sistemin ve yangısal reaksiyonların baskılanmasına neden olur. Uygun olmayan tüm çevre belirliyicilerinin bir stres nedenidir. Ayrıca, hayvan nakli, yetersiz besleme, aşılama, kastrasyon, boynuz, kuyruk ve kulak kesimi hayvanlarda strese neden olur. Örneğin; sığırların taşıması sırasında infeksiyöz kökenli taşıma hastalığı ortaya çıkabilir. Soğuk bölgede yaşıyan geyiklerde kış aylarında malignant kataral ateş ve yersiniozis insidensindeki artış, soğuk ve besleme yetersizliği gibi stresörlere uzun süüre maruz kalmalarından kaynaklanır.
   Stres, primer hastalık nedeni de olabilir. Örneğin; yakalanan yabanı hayvanlarda yakalanma sonra miyopati sendromu gelişir. Bu sendrom, ataksi, parazis veya paralizis, kahverengi üre, asimetrik kas ve miyokard lezyonları ile karekterzedir. Köpek, kedi, at ve domuzlarda görülen malignant (fulminent) hipertermi stresten kaynaklanan bir sendromdur. Bu hastlaığın nedeni, duyarlı hayvanlarının çevresel stres faktörlerinin tolere edememesidir.

HASTALIK DETERMİNANTLARI ARASINDAKİ İLİŞKİLER
   
Konakçı, etken ve çevreye bağlı hastalık determinantları etkenleri tek tek değil bir biriyle ilişki içinde gerçekleştirirler. Bu ilişkiler bir çok değişken faktörü içine alır ve çok kompleks yapıdadırlar. Örnek olarak sığır hipomagnezemisi ile ilgili faktörler Tablo -1 de gösterilmiştir.

Tablo -1 : Sığır hipomagnemizisinin oluşumunda rol oynayan faktörler.
Çevresel Faktörler
Kış besisinden yaz besisine geçiş
Azalan gıda tüketimi
Toprak tipi         otta düşük magnezyum
Otların hızlı büyümesi   otta yüksek potasyum
Azotlu gübreler      otta yüksek azot
Soğuk hava
Hayvan nakli
Konakçı Faktörleri
Östrus
Mizaç   (sinirsel yatkınlılk )
Yaş
Laktasyo dönemi

İNFEKSİYONLARIN BULAŞMASI VE YAYILMASI
   
   Bir infeksiyonun bulaşma ve yayılma yolları populasyondaki infeksiyonun durumunu belirlediği için epidemik açıdan oldukça önemlidir. İnfeksiyonlaın epidemiyolojisi hakkında yorum yapmak için ücut içindeki yayılma, vücuttan çıkış, bulaşma ve doğadaki yayılma yollarının bilinmesi gerekir.

MİKROORGANİZMALARIN VÜCUDA GİRİŞ YOLLARI
Miroorganizmalarını vücuda giriş yolları şunlardır.
1- Sindirim sistemi yoluyla
Mikroorganizmalrın vücuda giriş yollarından en önemlisi sindirim kanalıdır. İnfeksiyöz etkenler, kontamine yem ve sular ile vucuda girer. Bu yolla vücuda girn etkenler arasındasindirim sistemi patojenleri yanunda diğer sistemlerde hastalık oluşturanlar da vardır.

2-Solunum sistemi yoluyla
Hava çok sayıda mikroorganizma içerir ve bu etkenler ssoluk havası ile alınabilirler. Bu etkenlerin çogu üst solunum yollarında tutulur, daha küçük olanlar (viruslar,mikroplazmalar) akciğerlere kadar inerler. Solunum sistemine giren etkenler genellikle solunum sistemi enfeksiyonlarına neden olurlar.

3-Ürogenital sistem yoluyla
Mikroorganizmalar dişi genital kanalına çiftleşme, suni tohumlama yoluyla veya vulvadan direk temas ile girerler (asendens yol). Erkek genital kanalına üriner sistemin dışardan giriş çok ender görülür. Erkek ve dişi genital ve ürine sistemlerine dessendens yolla yaylılan etkenler vardır.

4- Deri yoluyla
   Sağlam deri çoğu etkenin vücuda girişine izin vermez, ancak yaralanma ve yanık gibi dri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda deride bulunan vea çevreden bulaşan mikroorganizmalar bu yolla vücuda girebilirler. Bazı etkenler sağlam deriden de vücuda girebilirler. (örn; brucella , leptospira).

5- Göz ve kulak mukozası yoluyla
   Çoğu göz patojenlerin (örneğin : Moraxella bovis, Mycoplasma conjuktivae) ve bazı mukozal patojen viruslar (örn : sığır vebası virusu) göz mukozasından girebilirler. Kulak mukozası ile giriş yolunu daha çok fırsatçı patojeler kullanır.
6-Dolaşım sistemi yoluyla
   Normal koşullarda mikroorganizmalar dolaşım sistemine dirtekt olarak ulaşamazlar ancak derin yaralanmalar, operasyonlar enjeksiyon ve kan emici artopodların bulunduğu durumlarda kan dolaşımına direkt mikroorganzşima girişi olabilir.
7- Meme Yoluyla
   Çevrede ve meme başında bulunan mikroorganizmalar meme başı kanalından içeri girebilirler. Normal meme başı kanalı kapalıdır ancakl sağım ve sonraki bir saat için açık kalır ve etken girişine izin verirler.
MİKROORGANİZMALARIN VÜCUTTA YAYILMASI
1 – Hücreler arası yayılma
   Özellikle invazif karakterdeki mikroorganizmalar ve viruslar vücuda giriş noktalarında veya kolonize oldukları yerlerde hücreden hücreye yayılabilirler. Bu yayılma şekli deride, mukoz membranlarda ve iç organ hücrelerinde görülebilir. Örneğin Salmonella typhi bağırsak hücrelerinden bu şekilde yayılır. Deride bulunan stafilokok ve streptokokların uygun koşiulları bulduklarında hücreden hücreye yayılarak derinini derin katlarına ulaşırlar. Karaciğer lezyonlarındaki tüberkloz etkenleride bu şekilde yayılır.
2- Fagositik hücrelerde yayılma
   İnvazif bakterilerin çoğunluğu makrofajlar tarafından fagosite edilmelerine karşı, bu hücler içinde öldürülemezler. Dolayısıyla, bakteriyi fagosite eden hücre vücudun bir bölgesinden diğerine göç ettiği zaman bakteriyide oraya taşımışolur. Tüberküloz olaylarındaki metastaz olayı genellikle bu şekilde olur

3-Kan yolula yayılma
   İnvazif bakterilerin bir kısmı kanı sadece yayılma, bir kısmıda hem yayılma hem de ürme aracı olarak kullanırlar. Kanın yayılma aracı ıolarak kullanan bakteriler, vücuda girdikten sonra kana geçer, burada bakteri ymi dönemi geçirdikten sonra affinite duydukları organa yerleşirler. Örneğin Brucella abortus ve Camplobacter fetus, subso fetus vücuda girip kanda bakteriyemi dönemi geçirdikten sonra plasentaya yerleşirler. Tavuk kolerasının etkeni Pasteurella multocida ise kanın hem yayılma aracı olarak hem de üreme aracı olarak kullanırlar.
4- Len yoluyla yayılma
   Bazı mikroorganizmalar vücutta üredikten sonra llenf dolaşımı ile yayılır ve lenf yumrularına yerleşirler(örn: Francisella tularensis, Corynebakterium pseudotuberculosis ovis).
5- Sinir yoluyla yayılma
   Bazı infeksiyöz etkenler sinir yoluyla yayılırlar(örn: kuduz viusu periferik sinirden vücuda girer ve sinir boyunca beyine doğru ilerler).
MİKROORGANİZMALARIN VÜCUTTAN ÇIKIŞI
1- Deri yoluyla
   Deride infeksiyon oluşturan etkenler yine deri salgınları ile vücuttan çıkar ve çevreye yayılırlar, (örneğin :  çiçek virusu, marek hastalığı virusu, anthraks etkeni, ruam etkeni ve deri tüberkülozu etkeni )
2- Solunum sistemi yoluyla
   Solunum sistemine yerleşen etkenler, buradan burun akıntısı mukoid salgılar ve öksürük (damlacık infeksiyonu), vasıtası ile dıarı çıkarlar. Damlacık infeksiyonu kümes ve ahır gibi kapalı barınaklarda tutulan hayvanların solunum sistemi hastalıklarında önemli bir role sahiptir.
3- Sindirim sistemi yoluyla
   İnfekiyöz etkenler sindirim sisteminden iki yolla çıkarlar. Dışkı ve kusma. Sağlıklı hasta ve taşıyıcı hayvanların vücutlarından en çok sayıda mikroorganizmayı çıkaran dışkı çevreye sürekli bulaştırır. Dışkı infeksiyöz ve parazite etkenlerin yayılmasındaki en önemi faktördür ve hemn hemen tüm etkenler dışkı ile çıkarlar. Kusmada midede ki infeksiyöz etkenlerin vücut dışına çıkmasını sağlar. Örneğin insan ve carnivorlarda gastrit etkeni olan helikobacter felis bu yolla çevreye yayılır.
4- Ürogenital sistem yoluyla
   İdarar ile ancak spesifik hastalık etkenleri vücut dışına çıkar örneğin Corynebacterium renale, Leptospira türleri. İnfeksiyöz etkenler dişi genital kanalından vaginal akıntılar, amnion sıvısı ve atık fetus vasıtası ile çıkarlar. Örneğin gental enfeksiyonlara neden olan mycoplazma türleri, Haemophilus somnus, abortusa neden olan tüm mikroorganizmalar. İnfeksiyöz etkenler erkek genital kanalından sperm yoluyla çıkarlar.
5- Salgılar yoluyla
   Mastitis etkenleri ve bazı enfeksiyöz etkenler süt ile vücut dışına çıkarlar. (örn : mastitis etkeni olan stafilokok ve stretokok türleri veya Brucella abortus ve Brucella melitensis). Göz enfeksiyonu oluşturan infeksiyöz etkenler (örn : Moraxella bovis, Mycoplasma conjuktivae) veya sistemik infeksiyon etkenleri(örn : sığır vebası virusu). Göz yaşı ile de vücut dışına çıkarlar.
MİKROORGANİZMALARI BULAŞMA ŞEKİLLERİ
1-Vertikal bulaşma
   İnfeksiyöz etkenlerin bir generasyondan diğerine taşınmasına vertical buaşma denir. Diğer bir deyişle, vertical bulaşma  infeksyonların anadan embriyoya veya fötusa geçmesidir. Bu şekille bulaşan yavru iinfekte olarak doğar. Vertical bulaşma çeşitli şekillerde olabilir.
A-Herediter bulaşma
   Konakçı genomuna intekre olan RNA virusları herediter olarak bulaşabilirler. Bole etkenlerin DNA koyaları ana veya babanın genomuna intekre olur ve embriyoya taşınırlar (örneğin : retroviruslar)
B- Kongenital bulaşma
   Çiftleşmenin herhangi bir anından doğuma kadar geçen sürede oluşan bulaşmaya kongenital bulaşma denir. Bu bulaşma şekli memelilerde uterusta, kanatlılarda yumurtada gerçekleşir. Kongenştal dolaşıma :  abortus, malfarmasyonlu yavru doğumu veya gizli infekte yavru doğumu ile sonuçlanabilir. Kongenital bulaşma germinal, plesental veya doğum anında olabilir.
C- Germinal Bulaşma
   Bu bulaşma şeklinde ovumun bizzat kendisinin veya yüzeyinin infeksiiyöz etkenle bulaşık olması söz konusudur. Germinal bulaşmaya kantlı hayvanlarda çok rastlanır. Kanatlı hastalılara neden olan infeksiyöz etkenlerin bir kısmı yumurtalıklara yerleşirler.(örn : Salmonella plorum, Salmonella gallinarum, Mycoplasma gallisepticum gibi bakteriler, Newcasle hastalığı, kanatlı ensefalomiyelit ve EDS-76 virusları). Boyle yumurtalardaki enfeksiyonlar embriyoların ölmesine veya yumurtadan zayıf ve hasta civciv çıkmasına neden olabilir. Yumurtadan çıkan civcivler ise taşıyıcı olurlar. Germinal bulaşma nadiren memeli hayvanlarda görülebilir.(örn : fare lenfositik koriomenenjit virusu ve lenfoit lökemi virusu). Ananın ovumu çevresinde bulunan infeksiyöz etkenler embriyoyuda bulaştırabilir. Örneğin ineklerin ovumun çevresinde bulunan Haemophilus somnus, döllenmeden sonra embriyoyu infekt eder ve genellikle erken embriyo ölümüne neden olur. Germinal bulaşmada, sperm ile uterusa etken taşınması da indirekt rol oynayabilir.
D- Plasental Bulaşma
   Anadaki infeksiyöz etkenlerin plesentadan geçerek yavruya bulaşmasına plasental bulaşma denir. Plasenta normal koşullarda çoğu mikroorganizmların geçişine izin vermez ancak  bazı viruslar normal plasentedan geçebilirler. Örneğin mavi dil hastalığı virusu, kedi panlökopeni virusu) etkenler plasenta katarını direkt olarak(transplasental9 veya fötal dolaşım vasıtasıyla geçebilirlr. Bazı durumlarda gebe hayvanın alt genital kanalındaki infeksiyon etkenlerin assendens olarak plasenta ve amnionu bulaştırabilirler. Plasental yolla geçen etkenler genellikle plasenteda patolojik değişimlere neden olurlar. Örneğin Brucella ve Campylobacter gibi atık etkenlerın ananın dolaşımından plasentaya geçer ve plasenteda patolojik değişikler oluşturduktan sonra fötusa bulaşırlar. Plasentenın infekte olması her zamn fötusun bulaşıcağı anlamına gelmez. Örneğin Q-Humması partikülleri sığır plasentasında çok miktarda bulunabilmelerine karşın fötusa geçmiyebilir.
E- Doğumda Bulaşma
   Doğum anında ananın alt genital kanalında bulunan etkenler yavruya bulaştırabilirler. Bu yolla genellikle fekal etkenler bulaşırlar. Örneğin gebe hayvanın dşkısından vaginasına geçen camplobacter jejuni doğum anında yavruya bulaşabilir.
2- Horizontal bulaşma
   Horizantel (lateral) bulaşma populasyondaki bireyler arasında oluşan bulaşma şeklidir. Diğer bir deyişle doğumdan sonraki dönemde hayvanlar arasındaki bulaşma bu gruba girer (postuterin bulaşma). Horizontal bulaşma şeklinde hastalık etkeni dyarlı konakçının vücuduna 1- indirekt temas ile 2- solunumyolu ile 3- sindirim ile 4- çiftleşme ile 5- inokulasyon ile geçebilir. Horzontal bulaşma direkt veya indirekt yollarla olabilir.




DİREKT BULAŞMA
   Direkt bulaşma, duyarlı bir konakçının infekte biir konakçı ile fiziksel teması veya infekte konakçının akıntıları ile teması sonuçu oluşur. Bu bulaşma şeklinde hastalık etken, bir hayvandan veya hayvanın atık ve akıntılarından başka bir hayvana herhangi bir araacı olamksızın direkt olarak geçer. Duyarlı hayvan etkenlerinin çiftleşme sırasın alabilirler. Örneğin duyarlı inekler camplobacter fetus sups venerealis i çiftleşme sırasında boğalardan alırlar. Bu bulaşma şekli veneral bulaşma da denir. Derideki mantar enfeksiyonları hayvanların birbirlerine sürtünmes sonuçu oluşur. Ayrıca derideki yaralardan anthraks etkeni, kolostridyum, Stafilokok fransisella gibi etkenler direkt olarak bulaşabilir. İnfekte hayvanların burun akıntıları, dışkıları, sütleri ile temas sonucuda bulaşma olur. İnfekte hayvanarın dışkıları çok sayıda hastalık etkeni taşır boyle dışkılar yemleri mereları ve suları bulaştırır. Duyarlı hayvanlar bunları ağız yolu ile aldıklarında infekte olurlar bu bulaşma şekline fekal-oral bulaşma denir. Sindidrim sistemi enfeksiyonlarının tümü bu şekilde bulaşır. (Salmonella ). İnfekte hayvanlardan solunum yolu ile (burun akıtıs öksürük ) çıkan etkenlerde çevredeki duyarlı hayvanları bulaştırabilir. Bu bulaşma şekline damlacık enfeksiyonu veya hava-kökenli (air-borne) bulaşma da denir. 
Beşeri hekimlik insan içinse Veteriner Hekimlik insanlık içindir.
Denilebilir ki insan hekimliği veteriner' in yanında okyanusa karşı iç deniz gibidir... 'İsmet İnönü - 1943'
Bilgi, paylaşıldıkça çoğalır.
Kör bir kurşun kalem dahi, keskin bir hafızadan daha iyidir.

https://vetrehberi.com