Gram negatif aerobik-Mik.hareketli helikal vibrioid bakteriler

Başlatan eXcaLibuN, 22 Mart 2007, 15:56:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

eXcaLibuN


   C. coli evcil hayvanların normal barsak florasında bulunur.
   C. sputorum ss. bubulus koyun ve sığırlarda genital sistem normal florasında bulunur.
   C. sputorum ss. sputorum insan ve domuzlarda normal ağız ve barsak florasında bulunur.
   Çeşitli Campylobacter türleri insan ve hayvanların ağız, barsak ve üreme organlarında bulunur.
   C. fetus ss. venerealis sığırlarda üreme organlarında zorunlu parazitidir.

   Gram negatif çomaklar
   S harfi, martı kanadı ve uzun spiral şeklindedir.
   Yüksek nemli ortamda üreyen termofilik kampilobakter türleri kokoid formlar oluştururlar.
   Hareketlidirler.
   Kampilobakterler hücrenin bir veya iki ucunda bir veya birden fazla flagella ile tirbuşon benzeri hareket eder.


   Mikroaerofiliktir ve en iyi % 3-15 O2 ve % 3-5  CO2 bulunan ortamda ürer.
   Bazı türler anaerob ortamda ürer.
   37C’de kanlı agarda ürer fakat (C. sputorum ssp. mucosalis dışında) hemoliz oluşturmazlar.
   Bazı türle mumlu jarda, bazıları % 10 CO2karbondioksit + % 90 N gaz karışımında, diğerleri de % 5 O2+ % 10CO2 ve % 85 N gaz karışımı bulunan atmosferde ürer.
   Termofilik kampilobakterler olarak bilinen C jejuni, C. coli ve C. lari gibi bazı türler 42 C’de de ürer.
   Çeşitli antibiyotikleri içeren selektif kanlı agar besi yerleri dışkı gibi kontamine klinik numunelerden kampilobakterlerin izolasyonunda kullanılmaktadır.


   Oksidaz pozitiftirler.
   Campylobacter türleri karbonhidratları kullanmazlar.
   Kampilobakter türlerinin identifikasyonunda oksidaz, katalaz, indoksil asetat ve sodyum hippuratın hidrolizi, 25 ve 42 C de üreme, % 3,5 NaCl ve % 1 glisinde üreme ve nalidiksik asit ve sefalotin’e duyarlılık gibi testler kullanılır.
   C. jejuni sodyum hippurat’ı hidrolize eden tek türdür.


   Sığırlarda sporadik abortus’a neden olur.
   Koyunlarda epizootik abortus’un etkenidir.



   Sığırlarda geçici infertilite ile karakterize kampilobakteriozis’e (vibriozis) neden olur.

   Kedi ve köpeklerde taşıyıcılık oranı yüksektir.
   Erken dönemde gelişen bağışıklık nedeni ile klinik vakalar ender görülür.
   Hasta köpeklerde ishal ve ateş görülür.
   Etken dışkı ile yayılır.
   İnfeksiyon muhtemelen taşıyıcı insan ve hayvan dışkıları ile kontamine su ve gıda ile bulaşır.

   Etken tavukların barsak ve safra kesesinde büyük oranda bulunur.
   Civcivlerde hafif seyirli ishal, erişkinlerde ise yumurta veriminin pike ulaştığı dönemde “vibrionik hepatitis”e neden olur.
   Besi kuzularında “besi ishali” olarak bilinen dizanteri benzeri enteritise ve buna bağlı ölümlere (mortalite %15) neden olur.

   İnsanlarda en sık rastlanan bakteriyel gastro-enteritis etkenidir.
   Çocuklarda ve yaz aylarında sık görülür.
   Karın ağrısı, kusma, ishal ve ateş görülür.
   C. jejuni sitotoksin ve ısıya duyarlı enterotoksin olmak üzere iki farklı ekzotoksin sentezler.
   Fimbria bulunmaz fakat başka adhezinler sentezler.
   Evcil hayvanlarda abortus
   C. jejuni gebe koyunlarda epizootik abortus olgularından izole edilebilir.
   Sığırlarda ise sporadik abortusa neden olabilir.

   Domuzlarda proliferatif enteritis
   C. mucosalis domuzlarda barsak adenomatozisi, nekrotik enteritis, regional ileitis ve proliferatif enteritis olgularından izole edilmektedir.
   Fakat gnotobiyotik hayvanlarda etkenin saf kültürleri ile yapılan denemelerde infeksiyon oluşturulamamıştır.
   Domuzlardaki barsak adenomatozisi, intrasellüler olarak kampilobakterler ile infekte olgunlaşmamış epitel hücrelerin barsak lümenine atılamadığı ve adenomatöz değişiklikler ile karakterize glanduler proliferasyonu ile sonuçlanan bir olgudur.
   Patolojik değişiklikler ince barsakların alt ve kalın barsakların üst kısmında oluşur.
   Hastalık, endemik olduğu bölgelerde daha çok  6-20 haftalık domuzlarda görülür
   Domuzların çoğu hastalığın başlangıcından 4-6 hafta sonra iyileşir.

   Etiyoloji
   Etken C. fetus ss fetus’tur.
   Mikroaerofilik gram-negatif  çomaktır.

   Sindirim yolu
   Enfeksiyonu geçiren koyunların barsaklarında ve safra kesesinde bulunabilir.
   Yem ve suların dışkı ile kontaminasyonuyla yayılır.
   Bulaşmanın bu şekli, enfeksiyonun sürü içinde endemik olarak kalmasında önemli rol oynar.
   Sığırlar C. fetus ss fetus’u bağırsaklarında taşır ve infeksiyonun sürüye girmesini sağlayabilir.
   Epidemik yavru atma olgularında başlıca bulaşma şekli atık fetus ve plasentadaki mikroorganizmanın büyük miktarlarda sindirim yolu alınmasıdır.

   Gebeliğin son üçte birinde (3.-4. ay) yavru atma veya ölü ve zayıf kuzu doğumu ile karakterizedir.
   Sürünün bağışıklığına bağlı olarak yavru atma oranı % 10 veya % 80 arasında değişiklik gösterir.
   Yavru atan koyunlarda plasenta çoğu zaman atılır.
   Enfeksiyonu geçiren koyunlar ender olarak gelişen metritis’e bağlı toksemi sonucu ölebilir.
   Çoğu zaman koyunlarda hafif bir endometritis gelişir.
   İnfeksiyona bağlı infertilite ender görülür.
   C. fetus ss fetus koyunlarda en sık abortusa neden olan etkendir.
   Gebe olmayan koyunlarda klinik semptom görülmez.

   Kontamine materyalin sindirim yolu ile alınmasından  1-2 hafta içinde aralıklı bir bakteriyemi dönemi görülür.
   Gebeliğin 3.-4. ayında olan koyunlarda plasenta ve bazen de fetus enfekte olur.
   Fötal ve maternal plasentada nekrozlar oluşur.
   Enfeksiyona maruz kalan fötusların çoğu atılır.
   Bazıları ölü doğar, diğerleri ise canlı olarak doğar fakat doğumdan kısa süre sonra ölür.
   Gebe olmayan koyunlarda ve gebeliğin üçüncü ayından önce bakteri uterusa yerleşmez

   Enfeksiyon sonrasında gelişen humoral immun yanıt 2-3 yıl sürer.
   Oluşan antikorlar koruyucu bağışıklık sağlar.
   Yavru atan koyunlar bir sonraki gebeliklerinde normal doğum yaparlar.

   Fetus
   Atık fetusda karaciğer üzerinde hafif renkli, 1- 2 cm çapında karakteristik nekroz odakları görülür.
   Plasentadaki lezyonlar kotiledon arası bölgeden çok plasentom üzerindedir.
   Kotiledonlar ödematöz ve üzeri sarı-kahverengi bir eksudatla kaplıdır.

   Sürü hikayesi ve klinik bulgular
   Patoloji
   Kültür
   Atık fetus’un mide içeriği ve karaciğerinden C. fetus ss fetus izole edilebilir.
   Etken biyokimyasal testlerle identifiye edilir.

   Sağaltım
   Abortus olgularının başında infeksiyon teşhis edilirse gebe koyunların tümüne antibiyotik uygulanması ile abortus olguları büyük ölçüde önlenir.
   Ancak sürüde yoğun şekilde abortus olguları görüldüğünde çoğu zaman plasentitis oluştuğundan abortus olgularının önlenmesinde antibiyotik uygulamaları etkisiz kalır.
   C. fetus ss fetus’un neden olduğu infeksiyonlarda eritromisin, gentamisin ve tetrasiklinler etkilidir.

   Aşılama
   C. fetus ss fetus suşlarından hazırlanan inaktif bakterin aşılar iyi bir koruyucu humoral bağışıklık sağlar.
   Aşılar koç katımından  bir ay önce uygulanır.
   Bağışıklık süresi 1-2 yıldır.
   Enfeksiyonu geçiren koyunlarda 2-3 yıl süren koruyucu bağışıklık geliştiğinden bir sonraki kuzulama döneminde aşı uygulanmaz.

   Etiyoloji
   Etken C. fetus ssp. veneralis’tir.
   Mikroaerofilik gram-negatif çomaktır.

   Obligat parazit
   Sığırların genital sisteminde doğal olarak bulunur.
   İnfeksiyon düve ve ineklerde uterus, ovidukt, serviks ve vagina gibi mukozal yüzeylerde gelişir.
   Organizma boğalarda prepusyumdaki boşluklarda, özellikle penis, prepusyum ve üretranın distal bölümündeki mukozada yerleşir.
   Çiftleşme
   Doğal koşullar altında çiftleşme sırasında bulaşır.
   Düve ve ineklere enfekte spermalaryla suni tohumlama yoluyla da bulaşabilir.
   Mekanik
   Boğalar kontamine altlıklarla temasla infekte olabilir.

   Erken embriyonik ölümler ve döl tutmama sonucu gelişen geçici infertilite en belirgin klinik bulgudur.
   Yavru atma olguları gebeliğin 4.–8. ayı arasında görülür.
   Yavru atan ineklerde plasenta nadiren uterusta kalır.
   Enfekte inekler genellikle ilk infeksiyondan sonra  2 - 8 ay içinde gebe kalır ve sağlıklı buzağı doğurabilir.
   Fakat taşıyıcı olarak kalabilir.
   Boğaların kampilobakteriozis’e duyarlılığı değişkendir.

   Altı yaşından daha küçük olan boğaların çoğunda enfeksiyon zor gelişir.
   Enfeksiyona maruz kaldıktan sonra sadece birkaç hafta sürer.
   Genç boğalar etkenin inekler arasında mekanik olarak yayılmasında rol oynarlar.
   Altı yaşından daha büyük boğalar enfeksiyona daha kolay yakalanır ve daha uzun süre taşıyıcı olurlar.
   Daha duyarlı olmalarının nedeni artan yaşla birlikte prepusyumdaki kriptlerin derinleşmesi ile ilişkilidir.
   Boğalardaki enfeksiyon sperma kalitesini ve fertilizasyonu etkilemez.

   Kampilobakteriozis duyarlı bir sürüye enfeksiyona yakalanmış tek bir inek veya boğa ile girer.
   Sürü hikayesi enfeksiyonun seyrine ve hastalığın ilk gözlendiği mevsime bağlıdır.
   Bağışık olmayan duyarlı hayvanlarda gebe kalmadan önce 2–4 ay süreyle akut bir infertilite gözlenir.
   Buzağılama oranı %25–50’lere düşer.
   Akut infekte sürülerdeki boğalarda, ineklerde düşük gebe kalma oranı nedeniyle lipido azalır.

   Belli düzeyde oluşan bağışıklığa sahip, enfeksiyonun kronik seyrettiği sürülerde ise belirsiz bir infertilite gözlenir ve yavru atma olgularına da ender rastlanır.
   Kronik infeksiyonlarda etçi sürülerde her yaşta boğa ve inek bulunduğundan dişilerdeki bağışıklık düzeyi ile taşıyıcı boğa sayısı değişiklik gösterir.
   Yaşlı ineklerde gebe kalma oranı normale döner ve sadece sürüye yeni giren ve ilk defa doğum yapacak inekler ile duyarlı dişilerde akut infertilite görülür.
   Kampilobakteriozis ineklerde sınırlı kalır fakat infeksiyonu geçiren ve iyileşen inekler infekte boğalar ile tekrar çiftleştiklerinde enfeksiyon tekrarlar.
   Taşıyıcı ineklerin insidansı düşük olsa da, bu durum daha büyük etçi sürülerde enfeksiyonun devam etmesi için yeterlidir.

   Duyarlı inekler enfekte bir boğa ile çiftleştiğinde etken dişi genital sistemine girer.
   Bakteri serviko-vaginal (SV) bölgeye yerleşir fakat enfeksiyondan sonra 3 gün içinde uterustan atılır.
   Östrus döneminde uterusta çok sayıda nötrofil bulunur ve etkenin kolonize olmasını önler.
   Yaklaşık 7 gün sonra mikroorganizma tekrar SV bölgeden uterusa geçmeye başlar ve  12 - 14 gün sonra uterusun kornularında kolonize olur.

   Kolonizasyon, nötrofillerin bakterisid etkilerinin azaldığı östrus siklusunun progesteron fazında olur.
   Birkaç bakteri endometriuma girer fakat infeksiyon çoğu zaman serumda antikor titresinin artmasına neden olmaz.
   Enfeksiyonun akut seyrettiği ineklerde, enfeksiyondan 1-2 hafta sonra fokal ve diffuz monoküklear hücre infiltrasyonu ve nekroz ile karakterize belirgin bir endometritis oluşur.
   Enfeksiyondan sonra 6–12 hafta içinde koruyucu bağışıklık gelişir.

   C. fetus ss venerealis ‘in prepusyal boşluklardaki epitel yüzeyde oluşturduğu enfeksiyon herhangi bir patolojik değişikliğe neden olmaz.
   Genç boğalar çoğu zaman enfeksiyon elimine edildikten sonra birkaç ay içinde enfeksiyona tekrar duyarlı hale gelir fakat daha yaşlı boğalar taşıyıcı olarak kalırlar.
   Boğalarda yaş’a bağlı duyarlılık ve infeksiyonun devamlılığı, dişilerde olduğu gibi immunolojik olmaktan çok anatomik yapı ile ilgilidir.

   Atık fetus
   Atık fetuslar çoğu zaman otolize olur.
   Abortustan birkaç gün önce fetal ölüm gerçekleşir.
   Fetal ve plasental lezyonlar spesifik değildir.
   İnekler
   Yavru atan ineklerde hafif bir endometritis görülür.
   Boğalar
o   Herhangi bir patolojik değişiklik oluşmaz.

   Kültür (etken izolasyon ve identifikasyonu),
   İmmunofluoresans (İF)
   Servikal mukus aglütinasyon testleri (SMA)
   Serum aglütinasyon (SA) titresinin belirlenmesi

   Bu testlerin sonuçları değerlendirilirken östrus siklusunun dönemi ve seyri dikkate alınmalıdır.

   Kültür (etken izolasyon ve identifikasyonu)
   C. fetus ss venerealis’in SV mukustan izolasyonu ve identifikasyonuna dayalı yöntemdir.
   Duyarlı ineklerin çiftleşmesinden sonra ilk iki ay içinde bakteri izole edilebilmektedir.
   Pozitif kültür sayısı daha sonra düşmekte 6. ayda % 20’ye ulaşmaktadır.
   Gebe hayvanlardan da etken izolasyon oranı önemli ölçüde düşmektedir.
   Gebeliğin geç dönemlerinde ise atık fetus’un mide içeriği, akciğer ve karaciğerinden etken izole edilebilmektedir.

   İmmunofluoresans test

   İF testi bakteriyolojik kültürle paralel sonuç verir.
   Fakat İF konjugatları kros reaksiyon veren C. fetus ss fetus ile C. fetus ss venerealis’i birbirinden ayıramamaktadır.

   Servikal Mukus Aglütinasyon Test (SMA)

   SMA testinde sık sık yanlış pozitif ve yanlış negatif reaksiyonlar tespit edildiğin güvenilir değildir.
   Pozitif titre 4 ay–1 yıl süreyle devam etmektedir.
   Östrus döneminde fazla miktarda SV mukus sekresyonu aglütininleri sulandırdığından bu dönemde yapılan test yanlış negatif sonuç verebilir.

   Serum aglütinasyon Aglütinasyon Test (SAT)

o   C. fetus ss venerealis’e karşı oluşan aglutininlerin titresi enfeksiyon seyri sırasında önemli ölçüde yükselmez.
o   İnfeksiyon dişilerle sınırlı olduğundan tespit edilebilir antikorlar geçicidir.
o   Sığır kan serumlarında C. fetus ss venerealis O antijenine karşı antikorlar bulunduğundan yanlış pozitif  reaksiyonlar görülebilir.
o   Bu antikorlar C. fetus ss fetus’a veya antijenik olarak kros reaksiyon veren diğer mikroorganizmalara karşı da oluşmuş olabilir.

   Prepusyum ve sperma örneklerinin bakteriyolojik olarak incelenmesi ve prepusyumdan alınan kazıntı örneklerinin İF testi ile incelenmesi taşıyıcı boğaların belirlenmesinde kullanılan etkili yöntemlerdir.
   Kültür
   Prepusyumdan alınan örnekler çoğu zaman patojen olmayan mikroorganizmalar ile kontaminedir
   İnfekte boğaların kültürleri çoğu zaman negatiftir.
   İmmunofluoresans
   İF testinin en önemli avantajı, kontamine ve canlı mikroorganizmanın bulunmadığı örneklerde etkenin tespit edilebilmesidir.
   Çiftleşmemiş düvelerin kullanımı
   Şüpheli boğaların tespitinde daha önce çiftleşmemiş düvelerin kullanılması pahalı ve zaman alıcı bir yöntemdir.

   Ticari olarak hazırlanmış ölü bakterin aşılar hem proflaktik hem de terapötik olarak etkilidir.
   Aşılar homolog ve heterolog  C. fetus ss venerealis suşlarına karşı yüksek serum antikor titresi sağlar.
   Proflaktik olarak şüpheli düve ve inekler aşımdan 1-4 ay önce aşılanmalı ve aşımdan yaklaşık 10 gün önce de booster uygulanmalıdır.
   Aşılamanın her yıl tekrarlanması önerilmektedir.

   Vajinada bağışıklık kandaki antikor titresinin yüksekliğine bağlıdır.
   İnfekte dişilerde infeksiyonun sona ermesi, antikor konsantrasyonu, bu antikorların genital sekresyonda görülmesi ve antijenik varyasyonların olasılığı arasında rol oynayan olayların  sonucuna bağlıdır.
   Kandan transudasyon yolu ile gelen antikorların miktarı SV bölgesine göre uterusta daha fazladır.
   Bu da kısmen de olsa döl oranındaki değişikliği ve SV infeksiyonun sürekliliğini açıklamaktadır.

   Arcobacter türleri aerobik koşullarda ve 15C’de ürerler.
   Bu özellikleri ile Campylobacter türlerinden ayrılırlar.





   Helicobacter türleri insan ve çeşitli hayvan türlerinin sindirim sisteminde bulunur.
   Özellikle midede yangısal olaylara neden olurlar.
   Toprak ve su gibi doğal kaynaklarda bulunmazlar.
   Bulaşma oral yolla olur.
   Helikal yapılı hareketli mikroorganizmalardır.
   Kılıflı flagellaya sahiptir (H. pullorum hariç).

   Kanlı agarda mikroaerofilik ortamda 37C de 5-12 günde ürerler.
   H. heilmannii invitro ortamlarda üretilememiştir.
   Çok kuvvetli üreaz aktiviteleri vardır.
   Midedeki üreyi parçalayarak amonyak oluşturur.
   Asidik mide pH’sını nötr hale getirerek yaşama imkanı bulurlar.
   Klaritromisin, amoksisilin, omaperazol veya metranidazol sağaltımda kullanılır.
TEŞEKKÜRLER

Beşeri hekimlik insan içinse Veteriner Hekimlik insanlık içindir.
Denilebilir ki insan hekimliği veteriner' in yanında okyanusa karşı iç deniz gibidir... 'İsmet İnönü - 1943'
Bilgi, paylaşıldıkça çoğalır.
Kör bir kurşun kalem dahi, keskin bir hafızadan daha iyidir.

https://vetrehberi.com